“Müzik, iyi gün ve kötü gün dostum oldu”

95 Okunma
Genç gönüllülerin oluşturduğu sosyal sorumluluk projesi olan ve elde ettiği geliri TEGV, Düşler Akademisi, Bir Dilek Tut Derneği gibi kuruluşlara bağışta bulunan “Geyik” adlı müzik grubunun solisti Lara Elmaoğlu ile müziğe olan ilgisine dair keyifli bir sohbet yaptık.

Seni tanıyabilir miyiz, kendini anlatır mısın?
Kesinlikle mantık insanı değilim ve deli dolu bir tarafım var. Sıra dışı olmayı, etrafımda da hep öyle insanların olmasını daha çok seviyorum. Karakterimin zor tarafları var, yaşadıklarımın da etkisiyle farkındalığımın yüksek olduğunu düşünüyorum ama her şeyden önce iyi bir insanım ve içinde kötülük olan herhangi bir sistemin sürekliliğini koruyabileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden samimiyet benim için her şeyden önemli. İki sene önce Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nden mezun oldum, şu anda Galatasaray Üniversitesi’nde İletişim okuyorum. Müzik tarafıma gelirsek ilkokulda sahnede olmayı, şarkı söyleyip dans etmeyi çok sevdiğimi fark ettim. Bu sevgi zamanla bir zorunluluğa dönüştü her gece uyumadan önce kendimi büyük kalabalıkların önünde hayal ettim. Dolayısıyla aklım ve enerjim hep orada kaldı. Şarkı söylemek; bütün duyguları aynı anda bir arada yaşayabilmek demek ve bu duygular benim için gün geçtikçe boyut değiştiriyor, daha yoğun hale geliyor. Bu hissiyatı dinleyicilere aktarmak ise hiçbir zaman vazgeçmek istemeyeceğim bir tutku haline geldi. Sahnedeyken hayatından bahsediyorsun aslında; anlatmak istediklerini aktarabilmek, yaşadıklarını paylaşabilmek için orası senin en özgür alanın.

Müziğe nasıl başladın, en büyük dönüm noktan nedir?
Doğduğumdan beri müzik zaten hep yanımdaydı iyi gün-kötü gün dostumdu, beni ileriye taşıdı ve yükseltti. Onun sayesinde bir hedefim, hayalim oldu ve bana umut verdi. Yolumu bulamayıp kaybolduğum zaman onun ışığının beni doğru yere götürdüğünü düşünüyorum. Hepimizin hayatında birçok dönüm noktası var, benim de oldu ama bunlardan en güçlüsünü seçemem veya iyi kötü diye ayıramam çünkü hepsinin etkisi hâlâ devam ediyor ve her zaman da hayatımda kalmaya devam edecek.

“Geyik” adlı grubunuzun misyonu ve projeleri nelerdir, nasıl bir araya geldiniz?
Geyik, dans ve müzik topluluğundan oluşuyor ve 2014’ten bu yana bizim en büyük ailemiz. Bu aile yıllardır istekli ve yetenekli olan herkese kucak açtı. Amacımız hiçbir zaman sadece iyi bir gösteri yapmak olmadı. Birilerine el uzatmak, yaratıcılığımızı kullanarak bir şeyler üretebilmek ve en önemlisi birbirimize destek olmak her zaman önceliğimiz oldu. Bu gruba girdiğimde 15 yaşındaydım, geriye donup baktığımda Geyik bizimle birlikte büyüdü ve gelişti diyebilirim. Bir araya geliş hikâyemiz ise grubumuzun kurucusu olan arkadaşım Selin Yazıcı sayesinde oldu. Bir gün okulda yanıma geldi ve “Yeteneği olan o kadar çok arkadaşımız var ki neden bir araya gelip bir şeyler yapmıyoruz?” dedi ve yola koyulduk. İlk zamanlar bu fikir hayal gibiydi, şimdi ise her yıl farklı kuruluşlara yardım ediyor, elde ettiğimiz geliri bağışlıyoruz. Bize destek olup izlemeye gelenler ise bütün bu hayallere ortak oluyorlar aslında. Etkilendiğin sanatçılar kimler, hangi müzik türünü dinliyorsun? Etkilendiğim birçok sanatçı ve farklı müzik türü var. Önemli olan etkilenmekle ona benzemek arasındaki ince çizgiyi ayırt etmek, örnek aldığın kişileri veya sesleri dinlerken özgün kalabilmek. Her müzisyen ister istemez bazı melodileri veya tınıları hafızasına kaydedebiliyor ama müzik zaten iç içe ve duyduğumuz her şarkı veya doğada duyduğumuz her ses aslında yedi tane notanın farklı kombinasyonlarıyla oluşuyor. Bu yüzden kendi yaptığım müzik tarzı dışında dinleyici olarak seçici yaklaşmamaya çalışıyorum ve her müzik tarzından farklı şeyler seçip onlardan beslenmeyi deniyorum. Yine de küçüklüğümden beri hayran olduğum tek bir isim vereceksem kesinlikle Amy Winehouse derim.

RÖPORTAJ: NAROD ÇİÇEKLİ

Makalenin devamını ve Mayıs 2019 sayımızı anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz