Arter ve yeni sergiler Locus Solus

511 Okunma
Arter’de 30 Mart Çarşamba günü Locus Solus başlıklı yeni grup sergisi açıldı. Arter’in üçüncü ve dördüncü kat galerilerine yayılan serginin merkezinde doğa fikri yer alıyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği Locus Solus, Arter Koleksiyonu’ndan seçilen yapıtlarla, bu sergi için üretilmiş işlerin de aralarında yer aldığı mekâna özgü büyük ölçekli yapıtları bir araya getiriyor. Arter Pazartesi hariç her gün açık ve 24 yaşın altındakilere ücretsiz; Perşembeleri ise herkes tüm sergileri ücretsiz gezebiliyor. Locus Solus sergisi özellikle çok ilginç çünkü küratörü Selen Ansen ilginç bir eleştiri damarı yakalamış, sergiyi gezerken tam da bu damarı hissetmek çok mümkün.
 Doğa ile kültürün birbirlerine nüfuz etme ve birbirlerini etkileme biçimleriyle ilgilenen Locus Solus başlıklı grup sergisi, aynı zamanda organik süreçler ve doğal ortamlarla insan elinden çıkma yapılar arasındaki kesişim alanlarını, doğal ortamların yaşam üzerindeki etkilerini ve organik süreçleri inceliyor. Sanatçılardan Werner Zellien, Mariana Vassileva, Thomas Geiger ve Xufeng Chen’in de katılımcılar arasında bulunduğu basın toplantısında küratör Selen Ansen açılış konuşmasını üstlendi.
 Küratör Selen Ansen yaptığı konuşmada serginin çıkış noktalarında bahsetti. “Sergiyi geçen yıl açmayı planlamıştık fakat pandemiden dolayı ertelemek zorunda kaldık. Baktığımız zaman ister istemez bir dönem yaşadıklarınız yaptıklarınıza bir iz bırakıyor. Serginin başlangıç noktası şöyle; Arter Koleksiyonu’yla birlikte farklı eserlerin de yer alacağı bir sergi düşünüyordum. Sergiyi ‘doğa’ fikri üstüne kurgularken tepkisel bir noktadan başladım. Dönemin dinamikleri doğrultusunda doğa dediğimiz şeyin aslında tam olarak sınırlarını bilemediğimiz, tam olarak neyi kastettiğimizi bilmediğimiz, değişken, toplumsal, tarihsel bir kavramdan bahsettiğimiz ve bunu gündelik hayatta çok kullandığımız, tükettiğimiz hissiyle yola çıktığımı söyleyebilirim. Etrafına baktığımda yeşil şehirler, yeşil çamaşır suları, yeşil porno -diye bir akım bile var- yeşil enerji, doğayı koruma çabalarımız, doğayı yok etme gayretlerimiz; tüm bunların ışığında bu sergiyi oluşturmak istedim. Doğadan ziyade doğa fikrini ele almak önceliğimdi. Doğa fikri derken doğa dediğimiz şeyin tam olarak nerede başladığını ve bittiğini bizim kendimizi bu şeyin içersinde nasıl konumlandırdığımızı bilmeden, bu doğanın aslında kültürle, tarihle, toplumla ilişkisini irdelemek istedim. Serginin başlığı ‘Locus Solus’ Latince bir ifade, ‘Yalnız Yer’ anlamına geliyor, Raymond Roussel’in aynı adlı romanı ilham kaynağı oldu. Bu esere vurgu yapmamın nedeni şu: Bu kitap bir villada bir güzergâh olarak başlıyor. Doğayla iç içe bir yolculuk yapmayı beklerken, tuhaf görkemli yapıtların arasında buluyorsunuz kendinizi; bahçeye bırakılmış çeşitli üretimler. Dolayısıyla burası ‘Yalnız Yer’ değil, tam tersine kargaşanın olduğu, çok yapıtlı bir yer. Bu fikir önemliydi. Güzergâh önemliydi. Bu sergide göreceğiniz eserler, her biri kendi içinde bir dünya, ima ettiğim şu; yapıtların her biri kendi içinde bir zamansallığı, bir mekânsallığı, bir önerisi ve mantığı olan yapıtlar. Her biri fiziksel bir alanı duygusal bir alanla buluşturan yapıtlar. Dünyalar arasında, küçük veya büyük, buralı veya oralı, geçmiş yerler veya yok yerler arasında bir gezintiye davet ediyor izleyiciyi bu sergi.
...
Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz