Bir salgından diğerine insanlık durumu

828 Okunma
 Küresel salgınlar tarih boyunca dünyayı tehdit etmiştir. Bunların içinde öne çıkan Jüstinyen Veba Salgını (541-542); Kara Ölüm veya Büyük Veba Salgını (1347- 1351) ve onun uzantısı olduğu düşünülen Büyük Londra Salgını (1665-1666) hakkında bu salgınların çağdaşları Prokopius, Giovanni Boccaccio ve Daniel Defoe’yu takip ederek “bugünü anlamak mümkün müdür?” diye sorarak başlayayım.
 
 Altıncı yüzyıl Bizans tarihçisi Prokopius’un “Savaşların Tarihi” eserinin ikinci kitabında, yazarın Jüstinyen Salgını sırasında Bizans’ın başkenti Konstantinopolis’te yaşayıp gördükleri yer alır. Boccaccio’nun 1348-1351 yılları arasında yazdığı Decameron Hikâyeleri eseri 1384 yılında “İtalya’nın en güzel şehirlerinden Floransa’da” hüküm süren “korkunç veba salgınını” (s. 10), Daniel Defoe’nun 1722 yılında yazdığı Veba Yılı Günlüğü ise Büyük Londra Salgınını -edebiyat tarihçilerinin Defoe’nun amcası olduğunu kabul ettikleri- Henry Foe’nun günlüğünden yola çıkarak yine onun ağzından anlatır.

VEBANIN KORKUNÇ YÜZÜ
 Boccacio’ya göre, doğuda birkaç yıl önce başlayan salgın, orada sayısız can aldıktan sonra hiç duraksamadan batıya doğru ilerler. Hastalığın Floransa’ya girmesini engellemek için insan bilgeliği ve öngörüsünün aldığı hiçbir tedbirin faydası olmaz. Ne şehrin kirden arındırılması, ne hastalığa yakalananların şehre girmesinin yasaklanması ne de bu tehlikeli hastalığa karşı Tanrı’nın lütfunu dilemek için edilen bireysel ve toplu dualar işe yarar. 1348 yılının ilkbaharında veba şehre girer ve korkunç yüzünü gösterir. Mart ile Temmuz ayları arasında Floransa’da en az yüz bin kişi ölür. Hastalığın tedavisinde hiçbir doktor reçetesi, hiçbir ilaç, hiçbir tıbbi bilgi işe yaramaz. Etkinliği kanıtlanmış bir tedavi yöntemi yoktur zira hekimler hastalığın nedeni gibi tedavisi hakkında da fikir oluşturamazlar (s. 10). İnsan aklı, salgınla başa çıkmakta yetersiz kalır. Hakim duygu çaresizliktir. Aklı yetersiz kılan benzer bir acz duygusunu, “Bu felaketi kelimelerle ifade etmek veya akıl yoluyla anlamak imkânsızdır” (s. 463) diyen Bizanslı tarihçi Prokopius’un Justinyen salgınını anlattığı satırlarında da görürüz.
 Hastalık İstanbul’da farklı kişilerde farklı seyrederken tedavi yöntemleri de farklı hastalarda farklı sonuçlar verir. Banyo yapmak kimi hastaya iyi gelirken, diğerlerine fayda yerine zarar verir. Hiçbir tedavi görmeyenlerin çoğu, beklendiği gibi ölürken, bir bölümü ise akla aykırı bir şekilde iyileşir. Hastalık kendisini ne dünyanın belirli bir bölgesiyle, ne belirli gruplarla, ne de yılın herhangi bir mevsimiyle sınırlar, kimilerini yaz mevsiminde, kimilerini kışın, kimilerini ise yılın başka bir döneminde enfekte eder, cinsiyete ya da yaşa saygı duymadan herkesin hayatını etkiler (s. 453). İlk başta ölüm oranları normalden sadece biraz fazlayken zamanla hızla yükselir ve ölü sayısı günde 5 bin hatta 10 bine çıkar (s. 465). Veba, Londra’da da adeta tüm ilaç ve tedavilere meydan okur (Defoe, s. 49), herkes kadar doktorları da ele geçirir. Burada da bulaşmanın doğasını keşfetmek veya önlemek her türlü insan becerisini aşar (s.246). Hem Floransa’da hem de Londra’da dolandırıcılar, sahtekârlar, şarlatanlar paniğe kapılmış insanların kaygılarından yararlanmak için türlü yollara başvururlar. Vurguncular, sahte doktorlar, şifacılar ortaya çıkar, sahte virüs ilaçları, “mucize” tedaviler dolaşıma girer.
 Floransa’da hastalığın yayılma hızı ve bulaşıcılığı azımsanmayacak büyüklüktedir. Şöyle ki, hastalık sadece hasta kişiyle yakın temas ile değil, hasta kişinin kıyafetlerine, yediği yemeğe veya onun daha önce dokunmuş olduğu herhangi bir şeye dokunmakla da bulaşır. Üstüne üstlük hastalık insandan insana geçmekle kalmaz, enfekte olan veya salgından ölen kişinin herhangi bir eşyasına dokunan hayvanları da kısa sürede öldürür. Vebadan ölen fakir bir adamın sokağa atılan paçavralarına yemek bulmak umuduyla burunlarını sürten iki domuz, bir saat içinde havale belirtileri gösterir ve temas ettikleri paçavraların üzerine yığılıp can verirler (Boccaccio, s. 11).
...

Makalenin devamın dijital ya da basılı dergimizden okumaya devam edebilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz