Bir zamanlar Pera Doğu’nun Paris’iydi

51 Okunma
 Fransız Devrimi ardından gelen Aydınlanma Hareketi’nin bir örneğini yıllar sonra ciddi bir toplumsal dönüşüm geçiren Pera bölgesi yaşadı. Modernleşme yolunda müthiş bir değişimdi bu. Galata bankerleri, geniş çapta nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılayacak okullara ihtiyaç duymaya başlayınca, İstanbul geneli gibi Pera’da da, arka arkaya her cemaatin ihtiyacına yönelik okullar açılmaya başlandı. 1867’de ilk kez Avrupa’ya giden Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz, Fransız eğitim sistemine hayran kalınca, döner dönmez Beyoğlu Galatasaray’da, 1868’de eğitime geçen “Lycée Impérial Ottoman de Galata- Sérai” (Mekteb-i Sultani) adında, Fransızca eğitim esaslı liseyi kurar. Bunu; Taksim’deki Rum Zapyon Kız Lisesi, yanında Ermeni Esayan Lisesi, Galatasaray Lisesi’nin hemen yanında Zoğrafyon Rum Erkek Lisesi takip eder. Sıraselviler’deki Fransız St. Pulcherie Kız Lisesi, Merkez Rum Kız Lisesi, sonraları Atatürk Lisesi olarak eğitime devam eden St. Jeanne d’Arc, Hadjihristou Rum-Fransız Lisesi, Galileo Galilei İtalyan Lisesi, Panayia Kilisesi yanında Panayia Okulu, bugün Beyoğlu Anadolu Lisesi olarak bilinen British High School’u, Katolik Rum cemaatinin Hamalbaşı’ndaki Odigitria Kız Lisesi ve belki de en öncülerden biri, Eczacıbaşı Sokağı’nda “Panahrantos Okulu bölgede yerlerini alır.
 GENEL GÖRÜNÜM
 
Pera’da, birbirinden farklı dört grup, Rumlar ağırlıklı olmak üzere; Ermeniler, Museviler, Kırım Savaşı (1853- 1856) sonrasında Beyoğlu’na yerleşen 10 bin Levanten, bu bölgede azınlıkta kalan Türkler ve yabancı erkân farklı bir dengede bir arada yaşamaktaydı. Cemaat okullarının açılması ile şehrin kültür seviyesi yükseldi. Matbaalar, ilk tiyatrolar, restoranlar, oteller, dansing denen müzikli eğlence mekânları, operalar, sinema ve gece kulüpleri, balo salonları ve kafe şantan’lar bölgeyi o kadar çekici hale getirmişti ki şehir halkı eğlenmek için buraya aktı. Hızlı bir yapılanmaya giren Pera, sanat ve zarafetin egemen olduğu kozmopolit bir yapı kazanmaktaydı. 1880’lerde İstanbul Rumlarının nüfusunun, İstanbul’a yeni göçlerden sonra yaklaşık 200 bin kadar olduğu tahmin edilmektedir. 1800’lerin ikinci yarısında şehirde ulaşım atlı tramvaylar, kayıklar ve muhtelif deniz taşımacılığından ibaretti. Londra metrosu ardından Tünel, dünyanın ikinci metrosu olarak -her ne kadar ilk yıllarda rağbet görmeyip hayvan ve eşya taşımacılığında kullanıldıysa da- bilahare yaygın olarak ulaşım ağına katıldı. İstanbul’a ilk otomobilin gelişi konusunda çok kesin bilgiler mevcut değilse de Romanya prenslerinden Bisko, 1905 yazında özel izinle İstanbul’a otomobiliyle geldikten sonra İstanbul halkı günlerce Bisko’nun “Zat’ülhareke”sini konuşmuştu. “Cadde-i Kebir” 1913’te ilk Beyoğlu- Şişli arası elektrikli tramvay hattı ile şehrin bu yeni yerleşim bölgelerine bağlanmış oldu.
 ...
Makalenin devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz