Boğaz’da bir Rum köyü: Arnavutköy

410 Okunma

 Arnavutköy denince akla ne gelir? En azından bir zamanlar, 19. yüzyılda İpsilantis ailesi tarafından bölgeye getirilerek dikilen ve yarım asır kadar önce tüm vadiyi kokusuyla kaplayan Arnavutköy çileği gelirdi. Bu çilekten yapılan reçel, likör ve pastaların doyumsuz lezzette olduğu söylenir. Arnavutköy ayrıca eğlence ortamları ile de ünlüydü. Nitekim yöre halkının temel geçim kaynağı sebze yetiştiriciliği, balıkçılık ve gazinoculuktu. Aslında bunların hepsi birbiriyle bağlantılı işlerdir.
 Arnavutköy, Boğaziçi’nin her zaman en ilgi çekici yerlerinden biri olagelmiş. Eski zamanlarda meyhaneleri, balıkçıları ve sahildeki yalıları ile meşhur olan semt bugün de İstanbulluların hafta sonu nefes almak için tercih ettikleri yerlerden biri. Arnavutköy geçmiş dönemlerden beri Rum kimliğiyle ön plana çıkmış. Semtin mütareke yıllarında 6 bini bulan Rum nüfusu bugün 50’ye kadar inmiş durumda.
 Bölgenin adı, buraya Fatih zamanında Epir bölgesinden getirilen Ortodoks Arnavutlardan gelmektedir. Söz konusu topluluk zaman içinde Rumlaşmıştır. Arnavutköy’ün Rumca adı “Mega Revma”dır ve Büyük Akıntı anlamına gelir. Boğaz’ın en dar yeri olan Rumelihisarı’na vuran sular buradan Anadolu Yakası sahiline yönelir ve oradan hız kazanarak tekrar Arnavutköy’deki Akıntı Burnu’na vurur. Gemilere ve denizdeki insanlara verdiği büyük sıkıntıdan dolayı bu akıntıya “Şeytan Akıntısı” da denir.
 Arnavutköy’ün tam karşısında Vaniköy ve Kandilli yer alır. Osmanlı zamanında Galata kadılığına bağlı olan semt günümüzde Beşiktaş’a bağlıdır. Bölgenin en eski yerleşimi pagan döneme kadar çıkarılır. Burada antik dönemde bir Poseidon tapınağı olduğu tahmin ediliyor. Nitekim denize yakın pek çok yerde deniz ve okyanusların tanrısı olan Poseidon’a tapınak inşa edildiği biliniyor. Bazı kaynaklarda burada İmparator Konstantin tarafından bir kilise inşa edildiği kayıtlıdır. Justinyanus zamanında ise bu kilise yeniden inşa olunur.
 Arnavutköy’e ulaşım, 19. yüzyılda Şirket-i Hayriye ortaya çıkana kadar kayıklarla yapılıyordu. Sonradan yapılan küçük karayolu vasıtasıyla atlı tramvaylar kullanılmaya başladı. Böylece semt Eminönü’ne bağlandı. Sonrasında Bebek-Eminönü tramvayları işledi. Bir ara troleybüs hattı döşendi. 1988’de ise bölgeden geçen kazıklı sahil yolu, bölgedeki sivil mimarinin ciddi anlamda zarar görmesine sebep oldu. Kuruçeşme ile Arnavutköy arasında 1200 metrelik bir bölümü kapsayan yol, semtin denizle bağlantısını kesti.

Makalenin devamını dergimizden okumaya devam edebilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz