Çevre için harekete geçmek

79 Okunma
 Sürdürülebilir bir dünya hayali içinde, dört yandan uyarılıyor ve bilgileniyoruz. Çevreci sivil toplum örgütleri, dernekler ve bilim adamları… Ekoloji ve çevreciliği konu alan kampanyalar üreten ticari kuruluşlar… Filmler, belgeseller, sanatçılar, aktivistler… Greta gibi öncüler ve sembol kişilikler, politikacılar ve yeşil siyasi partiler dört bir yandan çevre bilinci aşılıyor, insanlığı yeni bir tutum ve davranışa yönlendirmeye çalışıyor. Çevre söz konusu olduğunda bilinçli ve eğitimli tüm bireyler ve paydaşlar duyarlı ve saygılı. Teoride tersini düşünmek neredeyse mümkün değil, ancak sıra davranış değiştirmeye ve hatta yeni alışkanlıklar edinmeye geldiğinde işler zora biniyor.
 Davranış değiştirmek neden bu kadar zor? Zihnimiz ve kalbimiz kabul etse dahi hareketlerimiz neden o kadar kolay değişmiyor? Sosyal Psikolog Robert Vincent Joule, harekete geçmek için içsel motivasyonu nereden bulabileceğimiz hakkındaki görüşlerini şu şekilde açıklıyor:
 ECOGESTE
 
Ekolojik davranışlar sergilemenin güç olduğu bir gerçek, ancak bunun altında bir bencillik aramak çok da doğru değil. Bunun nedeni, tahmin edilenin aksine, davranışlarımızın kişilik özelliklerimiz ile birebir ilişkili olmaması. Davranışlarımızda belirleyici olan öncelikli etmen, içinde bulunulan çevresel durum ve şartlardır. Kulağa biraz şaşırtıcı gelse de insanoğlu oldukça sosyal bir varlık ve davranışlarını şartlar belirliyor. İnsanların; bildikleri doğru davranışlar ile gerçekte sergiledikleri davranışlar arasında belirgin bir fark olabiliyor. Örneğin yapılan basit bir araştırmada, insanların %95’i yerde gördükleri bir çöpü alıp çöp kutusuna atmaya hazır olduklarını belirtirken, sadece %2’si gerçekten bu davranışı yerine getiriyor. Bilgi sahibi olmak; doğru olanı bilmek, davranış geliştirmek için yeterli değil.
 Sosyal Psikoloji’nin kurucularından Kurt Lewin’in Amerika’da 1940’lı yıllarda ev kadınları üzerinde yaptığı çalışmalar dikkat çekiyor. Savaş sonrası alışılmış et dışında sakatatın da beslenmeye dahil edilmesi için afiş, poster, kampanya ve tanıtımlar gerçekleştiriliyor. Etkisinin çok az olduğu fark edilince, ev kadınları küçük gruplar halinde toplanıp bilgilendiriliyor. Her toplantıdan bilgi sahibi olarak ve hatta ellerinde tariflerle ayrılıyorlar. Bu yöntemin etkisi sadece %3’lük bir davranış değişikliğine yarıyor. Ardından toplantılarda kimin bu tarifleri deneyeceğine dair, katılımcılardan el kaldırmaları isteniyor, bu sayede sakatat pişirme konusunda %35 oranında bir artış oluyor. Bu iki durum arasındaki belirleyici etmen, grup hareketi. Grupça değişim, tek başına değişimden daha kolaydır. Birlikteliği vurgulayan faktör, katılımcılardan herkesin önünde bir aradayken el kaldırmalarının istenmesidir. Bu sayede birey kendi gibi düşünen ve yeni bir tarif deneyecek olan katılımcıların çokluğunu fark eder ve harekete geçmek için cesaretlenir. Bahsi geçen hareket hem el kaldırmak hem de sakatat içeren yeni tarifi denemek olarak değerlendirilebilir.
...

Makalenin devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz