Çok da Fifi Hatunlar fark yaratıyor

456 Okunma

Ülkemizde Cem Yılmaz, Ata Demirer, Yılmaz Erdoğan gibi isimler akla ilk gelen ünlü komedyenler. Türkiye’de olduğu gibi dünya geneline baktığımızda da bu sektörde kadınlar neredeyse parmak sayısını geçmeyecek kadar az. Son zamanlarda stand-up sektöründeki bu açığı kapamayı hedefleyen, “Kadınlar da güldürebilen tarafta olabilirler” diyebilen, kadınların zekâsını mizah anlayışlarının zenginliğiyle sunan bir komedi grubuyla tanıştım. 2015 yılında kurulan “Çok da Fifi Hatunlar” stand-up grubunun ismi ne kadar tesadüf eseri bulunmuş olursa olsun tamamıyla isminin hakkını veren altı çılgın kadından oluşuyor. Grup üyelerinin isimleri; Buse Sinem İren, Hande Yögen, Meltem Parlak, Şirincan Çakıroğlu, Deniz Özturhan, Aslı Akbay. Geçtiğimiz ay Living Room’daki gösterilerini izlemeye gittim. Oyuna büyük ilgi vardı, hatta yer bulamayanlar ayakta izliyordu. Bu da kadınlar adına gurur verici bir başarı örneği. Grup üyeleri kura sonucunda belirlenen sıraya uyarak sahneye çıktılar. Gösteriden sonra yorgun olmalarına rağmen bizi kırmayarak röportaj talebimizi kabul ettiler. Kuliste, tüm grup üyeleriyle olmasa da Hande Yögen, Meltem Parlak ve Buse Sinem İren’le samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

  Dünyanın ilk kadın stand-up topluluğu olarak anılıyorsunuz. “Çok da Fifi Hatunlar” olarak nasıl bir araya geldiniz. Bu düşünce nasıl doğdu?
Hande: Biz daha önceden “Açık Mikrofonlar”da çıkıyorduk. BKM bir gün Kadınlar Günü gecesi düzenledi ve o gösteri çok tuttu. Hatta devamını da istediler başka yerlerden. Sonra Ankara Komedi Festivali’nden sahne almamız için teklif geldi fakat ismimiz belli değildi. Grubumuzun adı “Hatunlar” olarak geçiyordu. Gösteri ismi düşünmeye başlamıştık. Uzun süre grup ismini bulmaya çalıştık. Bir gün düşünürken “Çok da fifi” olsun dedim. Ciddiye alınacağını düşünmemiştim. Sonra bu iki ismi birleştirdik, o günden sonra da yola “Çok da Fifi Hatunlar” olarak devam etmeye başladık. Aslında bir grup olma fikri süreç içerisinde gelişti. Amacımız kadın komedyenlerin ön plana çıkabilmelerini sağlamaktı çünkü daha çok erkeklerin aktif olduğu bir sektör olduğu için kadınların da bu platformda yer alabileceklerini gösterme amacındaydık.
 Şimdi turnelerimize ve gösterilerimize yoğun bir programla devam ediyoruz. Açıkçası, bu noktalara geleceğimizi pek tahmin etmiyorduk ama birlikten kuvvet doğduğunun canlı örneği gibiyiz. Üç senedir beraber yurt içi, yurt dışı turnelerimizi gerçekleştiriyoruz. Grubumuzun mottosu ismimizi bire bir yansıtıyor dersek yalan dememiş oluruz çünkü hayattaki dertleri çok takmamak gerekiyor, biraz beraber gülelim, kötü olaylara da hep beraber “çok da fifi” diyelim gibi bir düşünceyle sahnedeyiz.

  Herkese hitap eden espriler yapmak çok zor ve seviye de önemli çünkü insanların mizah anlayışı farklı. Bu dozajı nasıl ayarlıyorsunuz?
Buse: Özellikle Türkiye içinde yaptığımız turnelerde gittiğimiz illerde karşılaşabileceğimiz seyirciye göre şakalarımızı belirliyoruz. Gruptaki herkesin ayrıca bir saatlik tek kişilik gösterisi de var ve her gösteride o bir saatin içinden değişik şakalar kullanıyoruz. Kadıköy’de tutanı farklı, Konya veya Afyon’da tutanı başka oluyor. Aslında her yerde yapılabilecek şakalar yazıp onları yerine göre dağıtıyoruz diyebiliriz.

Samimiyet ve içtenlik için biraz kendi hayatınızdan da ödün vermeniz gerekiyor. Bunu yaparken deşifre oluyorsunuz. Sizce insanları güldürmek için kendi hayatınızdan da örnekler vermek ne kadar gerekli?
  Meltem: Ben bunu tamamen kişiye bağlı olarak görüyorum. Kendi hayatınızdan örnekler de verebilirsiniz ya da hiç olmamış bir şeyi de anlatabilirsiniz. Bence burada şakaya nasıl ulaşıldığı kişinin tamamen özelinde olan bir şey. Neticede elimizdeki malzemeyle seyirciyi güldürebiliyorsak, gelmek istediğimiz noktaya varmışız demektir. Kimisi daha kendi hayatından deşifre olarak anlatıyor, kimisi de hayalden bir şey üretip anlatıyor. Mesela benim yaptığım şey tipleme tarzı. Daha mübalağalı bir versiyon, zaten hepimizin tarzları farklı ve bu çeşitlilikle insanları sıkmadan güldürdüğümüzü düşünüyoruz.
Hande: Komedyenin asıl malzemesi samimiyetin içindedir. Ne kadar kendini anlattığın veya öyleymiş gibi gösterdiğin çok önemli değil bu işte. Samimiyetinle karşındaki insanı anlattıklarına inandırabiliyorsan güzel. Ben mesela kendi hayatımı paylaşmaktan büyük zevk alıyorum çünkü dertleşmek gibi bir şey. Ne kadar kendimle ilgili malzeme anlatırsam o kadar rahatladığımı ve mutlu olduğumu hissediyorum. Stand-up olayında izleyicilerle olan iletişimim benim açımdan terapi gibi bir şey.
Buse: Benim de anlattıklarımın içinde biraz kurmaca kısımlar var tabii. Ailemden veya babaannemden anlattığım kısımlar mesela, o kısımları kendim üretiyorum ve izleyicilere sunuyorum. Zaten sahnede anlatılanların çoğu gerçek olsa bile biraz abartıyla harmanlanarak sunuluyor.

Makalenin devamını ve Mayıs 2019 sayımızı anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz