Damga Kuramı kitabının yazarı Serli Nişanyan

353 Okunma

 Serli Seta Nişanyan’la İstiklâl Caddesi’nde bir mekânda buluşup çok güzel ve kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik. Nişanyan’ın “Damga Kuramı” kitabı, araştırmaların senelerce sürdüğü bilinç, zekâ, dikkatin önemini vurguluyor. Dilbilimcilerin ve iletişimle ilgilenenlerin akademide kullanabilecekleri bir kaynak gibi görünen enteresan envanterler içeren bir yayın. İlk sayfalarında çeşitli araştırmacılar tarafından yapılan yorumlar bulunuyor, son sayfalarında ise Damga Kuramı sözlüğü var. Sunay Akın, Cem Özer, Çiğdem Tunç, Çetin Altay, Ahmet Güvenç, Kaan Erkam gibi isimlere de damga kuramı testi uygulanmış ve kitapta ayrı ayrı örnekler halinde görebilme şansınız var. Ben de bu testten nasibimi aldım, sonuç şaşırtıcıydı.

 Daha fazla detaya girmeden, sizi Serli Seta Nişanyan’la en son çıkardığı kitabı “Damga Kuramı” hakkında ve kendi yaşamı hakkında yaptığımız sohbetimizle baş başa bırakıyorum.

Sosyal medyada sizi iletişim uzmanı, damga kuramı yaratıcısı, yönetmen ve yazar olarak tanıyoruz. Peki, Serli bu kadar çok mesleğin içinden hangisini kendine daha yakın görüyor?

 Kesinlikle kendimi en çok iletişim uzmanlığına yakın görüyorum. “En iyi işim, iletişim” sloganıyla her zaman hepimizin meslektaş olduğunu savunuyorum çünkü iletişim en az bilinen ve en çok hata yapılan alandır. Üniversitede gazetecilik ve sinema eğitimi aldım. Yüksek öğrenimimi de eğitim bilimleri alanında tamamladım. Daha sonra Cenevre’de savaş felsefesi ve iletişim üzerine başladığım doktora eğitimimi gönüllü projelerde yer almak için yarım bıraktım ve geri döndüm. Genele baktığımızda yaptığım her işin içinde zaten iletişim geçiyor ve çıkardığım son kitap olan “Damga Kuramı”nı da bu yönde oluşturdum.

 İnsanlar, psikolog ile iletişim uzmanlığı arasındaki farkı bilmiyor. Ben bir psikolog değilim, iletişim ve dil psikolojisi üzerine eğitim almış bir bilim insanıyım. Aslında yaptığım çalışmalar insan karakterini analiz etmenin yollarını arıyor. Farklı tekniklerle nasıl karşımızdakini daha iyi anlamayı sorguluyor ama en önemlisi, kendimizi nasıl KÜLTÜR / SANAT tanırız sorusu üzerinde duruyor. Tabii çalıştığım alanı destekleyen uğraşlarım da var. Mesela yeminli tercümanım. Bu ilgim de bana çeviri esnasında kişinin duygularının kelimelerini nasıl etkilediğini araştırmama olanak sağlayan bir alan kazandırdı.

Röportajın devamını dergimizden okumaya devam edebilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz