Demiryolu İşçilerinin Kilisesi

182 Okunma
İstanbul deryası bilinmeyenlerle, keşfedilmemişlerle doludur. Her daim; hemen her bir semtinde, her bir köşesinde bilinmedik yepyeni bir şeyler çıkıverir karşınıza... Yıllardan beri oturduğunuz; sokaklarını bilmem kaç kere arşınladığınız, hatta doğduğunuz mahallenin bir köşesinden bilinmedik bir tarihi kişilik, bir olay ya da bir buluntu şapkadan çıkarcasına karşınıza dikilir. Tarihe mal olmuş, ancak unutulup gitmiş bilmem hangi ünlü kişinin bir zamanlar sizin sokağınızda oturduğunu öğrendiğinizde şaşırır kalırsınız.
 İstanbul’da, Samatya’ nın Yedikule ile sınır oluşturduğu, tarihî tren istasyonuna uzak olmayan bir köşesindeyiz. Yıllardan beri, yaptığım İstanbul kültür turlarının Kumkapı-Samatya ayağında, tren hattının yanı başında, adeta kendini saklamak için kamufle etmiş küçük bir kilisenin içindeyiz. Birkaç ufak çocuk ve kedinin paylaştığı; yüksek bir duvarla sokaktan ayrışan avlunun ortasından geçip girdiğimiz kilisenin içinde, duvarlardaki aziz resimlerinden sandalyelere tarihin eskimiş, biraz küflü, biraz da tozlu kokusunu soluklamaya başlıyoruz. Bölük pörçük gün ışığının girdiği hat boyu tarafındaki pencereleri süsleyen renkli arabesk perdeler, sunak üzerinde yer alan merserize pırıltılı örtü, zemini örten tozlu halılar; sanki İstanbul’da değil de, küçük bir köy kilisesinde olduğumuz hissini veriyor bizlere… Kutsalların kutsalında yükselen, iki yanında Aziz Dominik ile Azize Katerini tasvirlerinin yer aldığı boyalı ahşap Meryem Ana heykeline bakıyoruz. Ellerinde gül ağacından yapılmış uzunca bir tespihi tutan Meryem Ana, önce oğlu İsa’nın acılarına ağlayan, sonra da göğe yükselişine gülümseyen mutlu gözleriyle derin derin bakıyor bizlere… Zaman tüneli misali, dalıp gidiyoruz tarihin sararıp solmuş sayfaları içinde…
 Yıl 1867. Büyük Avrupa seyahatinden dönen Sultan Abdülaziz’ in, Avrupa topraklarında görüp de uygulamak istediği iki şey vardır. Bunlardan biri Der Saadet’te açılmasını düşlediği laik bir okul, ikincisi de Der Saadet’i Rumeli ellerine bağlayacak olan bir demiryolu hattı… Döner dönmez ayağının tozuyla işi kurcalar, bilirkişilerden raporlar alır ve titizlikle yapılan incelemelerden sonra ferman çıkartarak, önceden var olan Anadolu’daki 130 kilometre uzunluğundaki demiryoluna, önce Haydarpaşa-İzmit hattı, ardından da 1870 yılında İstanbul’un Avrupa yakasında inşa edilecek olan Rumeli hattının yapılmasına başlanır. Demiryolu hattını gerçekleştiren, Avrupa’nın tanınmış sayılı iş adamlarından Baron Hirsch’tir. Demiryolu inşaatında Fransız-Alman kalifiye işçiler çalışır.
 ...
Makalenin devamın dijital ya da basılı dergimizden okumaya devam edebilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz