İş dünyasının değişen trendleri "DERYA MATRAŞ"

105 Okunma

 Makalelerin, bilimsel yazıların, doktora tezlerinin sonunda “kaynakça” bölümü bulunur. Genellikle kaynakça onlarca sayfayı aşar. Master tezimi hazırlarken incelediğim diğer tezlerin arkasındaki sayfalar dolusu kaynakçaları görünce umutsuzluğa kapılmıştım. Bir gün dayanamayıp tez danışmanıma sordum. “Hocam”, dedim “kaynakçada verilen kitapların hepsini okumuş oluyor mu tezleri yazan insanlar?” Danışmanım yuvarlak bir cevap verdi. Bu sorunun kesin bir cevabı olamazdı zaten. “Büyük olasılıkla önemli bir bölümünü okuyorlardır” dedi. Ben bu konu üstüne uzun uzun düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Zaman içersinde derslere devam ettikçe ve okumalarımı ve araştırmalarımı derinleştirdikçe sorularım cevaplarını buldu. Anladım ki bir konuya hakim olmak oldukça fazla kaynak tarayarak oluyormuş. Kaynakça alıntılardan oluşur. Alıntılar neden vardır? Neden ihtiyaç duyulur başka eserlerden alıntı yapmaya? En önemli nedeni “Ben çalıştığım konu üstüne gerekli tüm birincil kaynakları okudum, onlardan haberdarım, aynı fikirleri paylaştıklarım var, karşıt görüşler ileri sunduğum fikirleri içeren kaynaklar da var” diyebilmek için, yani tezinizi savunabilmek ve temellendirmek için öncelikle kaynaklara ihtiyaç vardır. İkinci çok önemli nedeni şudur: Bir fikir, bir görüş ne kadar çok sayıda araştırmacı, aydın, entelektüel, düşünür tarafından dile getiriliyor ve ele alınıyorsa o kadar gerçeğe yakın duruyor demektir. Onlar araştırmacının doğru yolda olduğunun sağlamasıdır.

Röportajımızın devamını okumak için Temmuz 2018 sayımızı bayilerden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

Online Dergimizi Satın almak için - Link
Size en yakın bayi için  - Link