Ebru Cündübeyoğlu ile yazın hayatı üzerine…

168 Okunma

Kariyerine 1993 yılında televizyon sunuculuğu ile başlayan ve 1997 yılına kadar pek çok programın yapımında ve sunumunda yer alan Ebru Cündübeyoğlu, televizyon dizileriyle başlayan oyunculuk hayatını tiyatro dünyasına taşıdı. 2005 yılında Aşılı Kolum başlıklı şiir kitabı yayımlandı. 2013 yılında çıkardığı bir müzik albümü bulunuyor. Bir kız çocuğu annesi olan Ebru, kamera karşısında ve tiyatro sahnesinde seyircisiyle buluşmaya devam ediyor. Ferda onun ilk romanı. Köy hayatı yaşayan felsefe öğretmeninin, Alzheimer olduğunu keşfetmesiyle beraber yaşantısının süreklilik hattındaki değişiklikleri yalın, gündelik dille, konuşur gibi anlatan bir roman.
 Her kitap yazarıyla bir çeşit sohbettir aynı zamanda ve okur olarak ben bu sohbette ‘halden anlamak’ deyiminin insan ilişkilerindeki bağlantıların sürdürülebilirliliği açısından ne kadar değerli olduğunu fark ettim. Bu benim kazanımımdı. Sevgili Paros okurları, sizler için Ebru Cündübeyoğlu ile keyifli bir söyleşide bir araya geldik. Kendisine ileriki zamanlarda yazın dünyasında başarılar diliyoruz.
 Kitap fikri nasıl oluştu?
 Yazmayı çok seviyorum, küçüklüğümden beri yazdım. Hep hikâyelerim oldu, ancak bunları kitaba dönüştürmek uzun sürdü. Kitapla ilgili dört yıl çalıştım, önce senaryo olarak düşündüm, sonra roman haline getirdim. Bir dünya yaratıyor ve içinde değişik bir deneyim yaşıyorsunuz. Profesyonel çalışma hayatım ve biraz da yaptığım araştırmalar nedeniyle kitabı bitirmem zaman aldı. Alzheimer konusunda her şeyi bilmek istedim; hastalık nedir, nasıl ilerliyor vs. Senaryolarımda da aynı titizliği gösteriyorum, bir senaryo geldiğinde arka planındaki fikri sorguluyorum çünkü her şeyin başlangıcı hikâye. Yazarken müzik de bana eşlik etti. Kitabın içinde geçen ve bana yazma sürecinde eşlik eden şarkılar spotify’da yayınlanıyor.
 Otobiyografik etkiler var mı?
Yok. Anneanneme ithaf ettiğim için böyle düşünülüyor, ailemizde böyle bir hastalık söz konusu değil fakat ailesinde bu hastalık olan insanlar özellikle empati kuruyor. Yabancı veya yerli sinemada hafızayla ilgili pek çok konu işlendi çünkü çok güncel; beynimizle, düşüncelerimizle hayatı sürdürebiliyoruz. Alzheimer olduğunu anlayan bir kadının ağzından anlatılıyor hikâye, bu nedenle biraz farklı. Aslında daha çok hastanın yakınlarını ilgilendiren bir hastalık. Hasta olan kişiye herhangi bir yük getirmiyor, bir ağrısı sızısı sancısı yok. Tamamen çevresindeki insanları, sosyal çevreyi etkileyen bir durum. Siz git gide unuttuğunuz için herhangi bir şeyin sıkıntısını çekmiyorsunuz, ancak yanınızdakiler sizi yerinde bulamayınca can yakıcı oluyor.

Makalenin devamını dergimizden okumaya devam edebilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz