Geleceğin umut vaat eden belgesel yönetmeni: ATOM ŞAŞKAL

134 Okunma
Genç yaşına rağmen şimdiye kadar üç ayrı belgesel çeken ve yöneten Atom Şaşkal, geleceği parlak bir yönetmen adayı. Çektiği belgesellerin birçok farklı yerlerde gösterimleri gerçekleşti ve bazı belgeselleri de festivallerden ödül aldı. Yeni nesilde böyle başarılı gençleri keşfetmek ve onları sizlerle tanıştırmak çok gurur veriyor. Hele ki böyle gençler bizim cemaatimizden çıkınca, daha da çok böbürlenmemek elde değil. Şimdi aklınızda belki soyadı benzerliğine karşı “Acaba yazar ve karikatürist kimliğiyle cemaatimizde tanınan Ohannes Şaşkal’la bir ilgisi var mı?” diye sorduğunuzu duyar gibi oldum. Tanıyanlar tabii ki de iki oğlundan birinin Atom olduğunu bilirler ama bilmeyenler için de açıklama yapmak istedim. Bu detayı da sizinle paylaştığıma göre gelin Atom Şaşkalı yakından tanıyalım.
 Kendinizden bahseder misiniz?
1996 yılında İstanbul’da doğdum. Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar bölümünden bu sene mezun oldum. Son üç senedir belgesel filmler çekiyorum. İlk belgesel filmim “Mimarlığa Doymayan Adam: Nişan Yaubyan”ın ardından bu sene de kaptan ve deniz hukukçusu olarak tanınan Gündüz Aybay hakkındaki “Denizlerimizin Hukukçu Kaptanı: Gündüz Aybay” belgeselini çektik ve gösterimlerini yaptık. Şu sıralarda da Kınalıada hakkında bir belgesel projesi üzerine çalışıyorum.
 2017 yılında ilk belgeselinizi mimar Nişan Yaubyan ile ilgili yapmışsınız. Bu belgesel nasıl ortaya çıktı?
Ermeni Mimar ve Mühendisler Dayanışma Derneği olarak geçen HAYCAR’ın bir projesi vardı. “Ustalara Saygı” adı altında bir seriye başlıyorlardı. Her sene, Ermeni cemaatinden usta bir mimar veya mühendisle ilgili bir proje yapılacaktı. Serinin ilki için de Nişan Yaubyan seçilmişti. Yönetimde olan İren Bıçakçı sayesinde bu projeden haberdar oldum, derneğin yönetim kurulu da benim filmi çekmeme olumlu baktı ve en nihayetinde belgeseli çekmeye başladık. Aslında daha üniversitenin ikinci senesindeydim ve tecrübesizdim fakat benim için büyük bir fırsattı ve kaçırmak istemedim. Amatör bir ruhla, İren ve Serli Hobikoğlu ile birlikte filmi çektik. Çok değerli insanlarla görüşmeler yaptık ve sonunda ortaya kıymetli bir iş çıktı. İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelinde filmimizin gösterimleri oldu. Hem cemaat içinde hem de mimarlık camiası tarafından çok olumlu yorumlar aldık. Yurt dışı festivallerden de ödüller aldık. Girit’te filmimiz gösterildi. Bunların yanı sıra, elbette Nişan Yaubyan gibi bir ustayla tanışmak ve belgeselini çekmek çok gurur vericiydi.

Makalenin devamını dergimizden okumaya devam edebilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz