Gülümseten moda

180 Okunma
Yaşadığımız dijital çağın, bizi otomatik hareket eden bireyler haline getirmeye başladığı kabul edilmesi gereken bir gerçek. Sosyal medyada aktif olan kişiler, gün boyu sayısız kez ana sayfalarını güncelliyorlar. Üstelik bunu çoğu kez bilinçsiz olarak, otomatik bir hareketle yapıyorlar. Twitter’dan politik, Instagram ve hala Facebook’tan genel gündem takip ediliyor. Dünyanın pek parlak bir döneminde yaşamadığımız için gördüğümüz her haber de bizi mutlu etmiyor haliyle. Moda bile fazlasıyla ciddi. Özellikle son dönemde, iklim değişikliği hadisesinden payına düşeni fazlasıyla almış bir halde üstelik. “Moda, ciddi bir iştir” lafı da yıllardan beri dillere pelesenk olmuş durumda.
 İnsanların gerçekten en büyük ihtiyaçlarından biri, beyinlerine biraz serotonin hormonu salgılanması. Gülümsemek ve kahkaha atabilmek, büyük bir lüks aslına bakacak olursanız.
 Tam da böyle bir dönemde, sosyal medyada güldürmeyi hedef alan hesaplar oluşmaya başladı. Zamanın ruhunu yakalayan hesaplar çok tutunca, ciddiyeti ile övünen moda dünyası da bu yeni furyadan nasiplendi. Ve ortaya ‘fashion memes’ olarak adlandırılan bir akım, hatta bir meslek doğdu. Meslek diyorum çünkü bu yazıyı yazmaya başlamadan önce Instagram’da dolanırken karşıma “fashion meme artist” aradıklarını duyuran bir sosyal medya ajansı dahi çıktı.
 Biraz gülümseten, biraz alay eden hesaplar, o denli popülerleşti ve hızla yayılmaya başladı ki, “meme”lenen her şey için istek listeleri oluşmaya başladı. Yani markalar için doğal gelişen yeni bir reklam yöntemi doğdu.
 Daha fazla “meme’” daha fazla reklam için tasarımcılar da “meme”lenmeye uygun kıyafet ve aksesuarlar üretmeye koyuldu. Jacquemus’un dev hasır çantası ya da geçen sezon Balenciaga’nın eks-tra geniş paltosu gibi. Ünlü isimlerin de kıyafet seçimlerini bu yeni kuralları göz önüne alarak yapmaya başladıklarını söylersek şaşırmazsınız herhalde. Rihanna ve Lady Gaga’nın “Acaba ne giysem ‘meme’lenirim?” diye kafa patlattıklarına eminim.
 geldi ki bir kısım moda yazarları tarafından eleştirilmeye başlandı bile. Eleştiriler, koleksiyonların sosyal medya reklamı üzerine şekillenmesi üzerine. “İnsanlar kahkaha atacak diye koleksiyon yapmayın” diyorlar. Ancak koleksiyonları sadece ‘meme’lenen parçalar üzerinden değerlendirmek pek de doğru olmasa gerek. 20 parçalık bir koleksiyonda, iki tasarımın espriye açık olması tasarımcıların değerinden götürmez. Ne de olsa yaşadığımız dönemin şartlarına ayak uydurmak gerekiyor. Sosyal medya devri öncesindeki geleneksel satış yöntemleri artık pek de işe yaramıyor. “Meme” dünyasında önemli olan, kaliteli içerik yaratmak. Kimseyi rencide etmeden gülümsetmek. 

Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz