Güncel Bir Araştırma Konusu Otizm

810 Okunma
Otizm yaşamın ilk üç yılı içerisinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden gelişimsel bir bozukluktur. Biyolojik bir hastalık olan otizm, beyin başta olmak üzere vücuttaki birçok sistemi etkiler. Son yıllarda otizmin teşhis oranında çok büyük bir artış olması, bu hastalığı daha merak edilir kılmaktadır. Yapılan farklı araştırmalar değişik sonuçlar doğursa da, günümüzde neredeyse her 150 çocuktan biri otizm spektrumunda değerlendirilmektedir. Her ulus, ırk ve sosyal sınıfta görülebilen bu hastalığa, erkeklerde kadınlardan daha çok rastlanmaktadır. Halk arasında otizmlilerin müzik, matematik gibi belirli bir alanda çok başarılı olduğuna dair bir inanç vardır. Bu, bazıları için doğru olsa da, her hasta özel bir yeteneğe sahip olmak zorunda değildir. Otizm her zekâ düzeyinde bulunabilir.
Otizmli bireylerde sözel/sözel olmayan iletişimde bozukluk, toplumsal ilişkilerde problemler, göz temasından kaçınma, düşünsel ve davranışsal esneklikten yoksun olma, bilgiyi genelleyememe, kısıtlı ilgi alanları, takıntılar, tekrarlayıcı davranışlar, alışılan rutine bağlı kalma isteği gibi bazı ortak özelliklerden bahsedilebilse de, otizm bir spektrum bozukluğudur ve en ağırdan en hafife giden formları vardır. Hastalığın ağır seyrinde olanlara çoğunlukla fiziksel ve psikolojik farklı rahatsızlıklar eşlik eder.
Otizme neyin sebep olduğuna hâlâ bir yanıt bulunamamıştır. Kesin tanı genelde ailenin; çocuğun konuşamaması üzerine bir kliniğe başvurmasıyla alınır. Konuşabilen hastalar ise genelde anaokulu döneminde yaşıtları ile sosyalleşme problemleri yaşamalarından dolayı bir uzmana götürülür. Otizmli bireyler konuşma yetisine sahip olsalar da dildeki mizah, metafor, soyut ifadeleri anlamakta; vücut dili, jest ve mimikleri okumakta zorluk yaşarlar.
Otizmin kesin bir tedavisi yoktur. Tedavi planları çocukların durumu ve ihtiyaçlarına göre şekillenirken, bireylerin bağımsız bir hayat sürdürebilmelerini, sosyal becerilerini geliştirmeyi ve davranış problemlerini ortadan kaldırmayı hedefler. Çocuğa bir tanı koyabilmek için onun 3-4 yaşına gelmesi beklense de, aslında bebeklerin 5-6 aydan itibaren otizm belirtileri göstermeye başladıkları sonucunu veren birçok çalışma vardır. Bu dönemde bebeklerin ebeveynleri ile göz temasından kaçınması, dokunulmaktan hoşlanmaması, kucağa alınınca sakinleşmemesi, gereksinimlerini ifade etmek için farklı şekillerde ağlayamaması, nesnelerle ilgilenmemesi vb. durumlar risk faktörleri olarak düşünülmektedir. Normal çocuklarda da zaman zaman gelişimsel sapmalar görülebildiğinden, bu göstergeler kesin tanı koymaktan çok, çocuğun risk kategorisinde değerlendirilmesine ve önleyici programların uygulanmaya başlanmasına olanak tanımaktadır. Ağaç yaşken eğilir sözüne paralel olarak, önleyici programlara başvuran birçok risk kategorisindeki bebeğin ilerleyen yıllarda otizm geliştirmediği ve aynı şekilde otizmli birçok çocuğun erken dönemde almaya başladığı özel eğitim ve çeşitli terapiler sayesinde dil ve sosyal açıdan çok geliştiği görülmüştür.

Görünen o ki, otizm henüz aydınlatılamamış birçok yönü nedeniyle önümüzdeki senelerde de güncel bir araştırma konusu olmaya devam edecektir.

Nisan 2019 sayımızı anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz