Heybeliada' da bir Tarih, Ruhban Okulu ve Kütüphanesi

2565 Okunma

 İstanbul, içinde pek çok zenginliği barındıran bir kent. Bunda şehrin tarihsel sureci içinde taşıdığı değerlerin önemi büyük. Bilindiği üzere İstanbul, Ortodoks dünyasının kalbi olan bir şehir. İnanışa göre havari Andreas tarafından temelleri atılan İstanbul Patrikliği, şehre kiliseleriyle, kütüphaneleriyle, manastırlarıyla ve diğer pek çok kurumuyla değer katan unsurlardan biri olagelmiş. Bu kurumların önemli bir kısmı da Prens Adaları'nda toplanmıştır. 

Açıkçası 19. yüzyıla kadar neredeyse kimsenin ilgisini çekmeyen Adalar, bu tarihlerde önce Levantenlerin, sonra azınlıkların ve nihayet 20 yüzyıl başlarından itibaren de Müslümanların dikkatini çekmeye başlamış. O tarihlerde her şeye rağmen Adalar'ın tam bir sükûnet ortamı olan iklimi, şehrin hayhuyundan bunalan insanların sığınağı olmuştur. Neredeyse hemen her adanın bir aydını, bir edibi belirivermiş zaman içinde... Büyükada denince, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Refik, Heybeliada denince, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim, Yesarizade Ahmet Arsoy, Burgazada denince Sait Faik Abasıyanık, Kınalıda denince Avram Galati'nin akla gelmesi biraz da bundandır.

Ortodoksluğun En Önemli Merkezi

Heybeliada, içinde Ortodoks dünyasına ait pek çok önemli mekan barındırır. Bunlar arasında ilk akla gelenler Uçurum Manastırı, Terk-i Dünya Manastırı, Aya Nikola Kilisesi gibi ibadethanelerdir. Ancak bunların hiçbiri Papaz ya da Ümit Tepesi olarak da bilinen yüksek bir mevkide inşa edilen Heybeliada Ruhban Okulu ve içinde barındırdığı Aya Triada Kilisesi ve Manastırı'yla boy ölçüşemez. Hatta İstanbul Fener'deki Rum Patrikhanesi'nden sonra Ortodoksluğun en önemli merkezlerinden biri burasıdır dersem mübalağa etmiş olmam. 

Makalenin devamını okumak için Şubat 2019 sayımızı anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz