İki yakanın unutulmuş hikâyesi: “Çek Kayıkçı Balat’a”

728 Okunma

 Suzan Nana Tarablus’un hız kesmeyen çalışmalarının meyvesi olan kitapları, yakın geçmişimizin çok değerli bilgi pınarları... İlk kitabı “Bir Sabah Galata’da Uyandım”da, Galata çevresindeki Yahudi cemaatinin varlığını anımsatıyordu okura. “Çek Kayıkçı Balat’a”da ise Tarablus, bu kez Haliç’in iki kıyısının hikâyesini -bir zamanlar ana rengi iken- zaman içinde kademe kademe yok olmuş son cemaat mensuplarının ağzından anlatıyor.
 Geçtiğimiz aylarda yayınlanan ilk kitabınız “Bir Sabah Galata’da Uyandım”dan sonra, bu kez “Çek Kayıkçı Balat’a” ile okurla buluşuyorsunuz. İstanbul’un farklı semtlerinde Yahudi gündelik hayatına odaklandığınız çalışmalarınızın devamı gelecek mi? “Tek bir çiçekle bahar olmaz - Tek bir kitapla yazar olunmaz” düsturuyla yola çıkarken, her iki kitabım, zihnimdeki yolculuklarına eş zamanlı başlamışlardı. Sadece gerçekleşmeleri için farklı zaman ve çabalara gereksinimleri vardı. Altı aya yakın zaman farkıyla gün yüzüne kavuştular. İşaret ettiğiniz gibi yolculuklarım sürecek, kimi kez eşzamanlılıklar içinde, kimi kez de farklı zaman dilimlerinde!
 Semtlerin etrafında şekillenen mikro anlatılar, makro tarihi anlamlandırmamızda önemli bir misyon yükleniyor. Şöyle ki tanıklarınızdan Yosef Sibi, çocukluğunun Balat evlerinin maketlerini yapmış. Böylece görsel hafızamız için de değerli bir kaynak yaratmış. Balatlıların semtlerine bu derece bağlı olmasını nasıl yorumlamak gerekiyor? Tanıklarımdan biri olan Kemal Gülman’ın hatıratından bir bölüm bu anlamda çok değerlidir: “Bütün Balatlılar asırlarca aynı semtte yaşamış bir toplumdu. Başka bir şey bilmediğimiz için bizim için ufuk da, seyahat da, gezmek de, her şey Balat’tı. Adeta sınırları olmayan bir gettoydu, dışına pek çıkmazdık.” Diğer bir tanığımın bu kısacık cümlesi beni çok etkilemişti: “Balat bizim bütün dünyamızdı.” Bütün dünyası Balat veya Hasköy olan bir kişinin yaşadığı mahallede her köşeye vâkıf olması, her detayın aklına kazınmış olmasından daha doğalı olabilir mi? Aynen, uzun zaman öncelerinde İsrail’e göç etmiş Dr. Yosef Sibi’nin Balat evlerinin, hatta lahmacuncusunun bile maketlerini en ince detaylarına kadar yapması gibi…

 ...
Röportajın devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz