İlişkilere dair…

177 Okunma
Boşanma istatistiklerine bakıldığında evlilikte sorunların yüzde ellisine yakınının ilk beş yılda ortaya çıktığı görülmektedir. Boşanmaların çoğunluğunun evliliğin ilk yıllarında olması çiftlerin flört döneminde birbirlerini tanıma ve anlama noktasında eksiklikler yaşadığını düşündürmektedir.
 Evlilik kadın erkek ilişkilerinin mutlu sonu olarak sunulsa da, evlilik bir son değil önemli bir başlangıçtır. Flört ve tanıma döneminde iyi bir ilişki için gereken alanlarda gelişim sağlamamış çiftlerin hayal kırıklıkları evliliğin ilk yıllarında ortaya çıkmaktadır. Çiftler psikolojik anlamda yıpranmaya başlamakta, zaten gelişmemiş iletişim kurma becerileri daha da sağlıksız hale dönüşebilmekte ve duygusal uzaklaşma söz konusu olabilmektedir. Duygusal uzaklaşmayla birlikte evliliğin çoğu alanında çatlaklar meydana gelmeye başlar. Buna göre;
 * Evlilik; çiftlere toplumsal, sosyolojik ve hukuksal avantajlar ile sınırlamalar getiren bir kavramdır. Evliliğe birbirini sevdiği ve birbirine iyi geldiği için ömür boyu bağlılık yemini etmiş iki kişinin eşsiz ilişkisi olarak baktığımızda psikolojik bir anlam yüklenir. Aksi durumda evlilik psikolojik bir kavram olmayıp, yaşamsal bir olaydır. Dolayısıyla evliliği psikolojik yapan “içindeki ilişkidir.” Tam da bu nedenle evlilikten önce ilişkiyi önemsemek gerekir.
 * Çiftlerin ilişkide göstermesi gereken ilk gelişim “biz olma” becerisidir. Bunun için de çiftlerin birbirlerini yakından tanımaya, farklı görüş ve alışkanlıklarda uzlaşabilme becerisi gösterebilmeye ve ortak bir yaşam biçimini geliştirebilmeye hevesli olmaları gelir. Bu beceri evlilikle birlikte kendiliğinden gelişen ya da düzelen bir şey değildir. Çiftlerin çatışmayı yönetebilme, ihtiyaç ve beklentilerini sağlıklı bir şekilde ifade edebilme gibi iletişim becerilerini evlilik öncesi dönemde geliştirmiş olması önemlidir.
 * İki insanın olduğu her yerde çatışma vardır ve bu doğaldır. İlişkiler çatışmadan değil, sağlıksız diyalogdan yara alır. İyi bir ilişkide “konuşmak ve anlaşmak” anahtardır. Kendimizi ve karşımızdaki kişiyi iyi tanımak, beklentiler ve anlaşmazlıklar noktasında açıkça konuşup anlaşma zemini oluşturabilmek önemlidir. Ne mutlu ki, iletişim becerileri öğrenilebilir bir şeydir. Sadece çiftlerin bunun için istekli olmaları ve emek harcamaları gerekir.
 * Aynı çatı altında yaşama isteği ya da evlilik hayalleri; iletişim kurabilme ve biz olma becerisinin önüne hiçbir koşulda geçmemelidir.
 * Tek tarafın fedakârlığıyla sağlıklı ve doyumlu ilişki yaşamak mümkün değildir. Ortada süren bir evlilik söz konusu olsa da ilişki yok demektir.
 * Çiftlerin her şeyden önce birbirlerine zaman ayırmaya ihtiyaçları vardır. Dolayısıyla çiftlerin evlilik hazırlıkları sürecinde de, evliliklerinin ilk yıllarında da ilişkilerine yatırım yapmaları öncelik taşır.
 * İlişkide duygusal yakınlık ile romantizm, çiftlerin davranışlarıyla şekillenen, artan ve sürdürülebilen bir şeydir. Duygusal yakınlığın ve romantizmin sürdürülmesi evlilik öncesi gibi evlilikte de bu konuda emek vermeye devam edilmesiyle mümkündür.
 * Evlilik öncesinde yaşanan sorunları ya da hissedilen memnuniyetsizlikleri görmezden gelmek ya da zamana bırakmak doğru bir tutum değildir. Evlilik kendi kendine sorunları düzelten bir yapı değildir.
 * Evlilik kararı ile girilen koşturmacalı süreçte oturulacak yer, yapılacak düğün, alınacak eşyalar, arkadaşlara verilecek davetler ne kadar heyecan verici olsa da; çiftlerin enerjilerini birbirlerini tanıma, aileyi tanıma ve ilişkilerini geliştirme alanlarında yoğunlaştırmaları gerekir.
 * Evlilik kararıyla birlikte çiftlerin kaynak ailelerine de (anne ve baba) büyük görev düşmektedir. Çoğu durumda aile büyüklerinin çocuğundan kopamaması veya çevreyi kontrol etme alışkanlığı, yeni evlenecek çiftlerin ilişki bağını kurmalarını zorlaştırmaktadır.
 ilişki bağını kurmalarını zorlaştırmaktadır. * Her insan eleştirilmeden, suçlanmadan, akıl verilmeden dinlendiğinde, kendini daha rahat ifade edebilmektedir. Aksi halde savunmacılık geliştirmekte ve bu da sağlıklı iletişimin kurulmasına engel olmaktadır. İlişkilerde çoğu iletişimin sorunları, çiftlerin birbirlerinin zihinlerini okuyup (varsayımda bulunarak) buna göre davranış gösterme eğiliminde olmasından kaynaklanmaktadır. Zihin okumaktan vazgeçmeyi öğrenmek gerekir! 
Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz