İstanbul’dan Venedik’e hipodromun atları

586 Okunma
 Dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olan Venedik deyince akla; lagün, gondollar ve San Marko Meydanı gelir. Kartpostallarda güvercinlerin göğe yükselişleri ile özdeşleşen meydandaki belirgin eserler arasında ise dört at heykeli tüm ihtişamı ile hemen göz çarpar. Söz konusu heykeller, 1204’teki IV. Haçlı istilasının hemen sonrasında Venedik’e taşınmışlardır. Muhtemelen bu heykellerin taşınması emrini İstanbul’un işgal edilip yağmalanmasında başrolü oynayan yaşlı ve kör Venedik dukası Enrico Dandalo vermiştir. Dandalo, politik zekâsı sayesinde Kudüs’ü ellerinde tutan Eyyubilerin kalbi durumundaki Mısır üzerine yapılması planlanan bu seferi, İstanbul’a çevirmesini bilmiştir. Heykeller bir rivayete göre bizzat Duka Dandalo tarafından, başka bir rivayete göre de onun ölümünün hemen sonrasında İstanbul’da bulunan Venedik temsilcisi Marino Zeno’nun girişimleriyle Venedik’e taşınmıştır.
 ADACIKLAR DİYARI VENEDİK
 Heykellerin hikâyesine geçmeden önce biraz Venedik devleti hakkında bilgi vermekte fayda var. Venedik, kanallar vasıtasıyla birbirine bağlanan bir adacıklar diyarı olup, bilindiği üzere ortaçağın en görkemli deniz güçlerinden biridir. Kent, bir lagün üzerine kurulmuştur. Esasen şehri kuranlar ilk başlarda lagün etrafındaki adacıklarda değil de, bu adacıklara yakın kıyı bölgelerinde yaşamaktaydı. Ancak yaşadıkları bölge V. yüzyıldan itibaren Gotlar, Hunlar ve Lombardlar tarafından yağmalanmaya başlayınca, söz konusu yağmalardan korunmak için önceleri geçici olarak, VII. yüzyıldan itibaren de kalıcı olarak bu adacıklara yerleşmeye başladılar. Zamanla bir şehir haline gelen bu adacıklarda, mevcut yapının temellerini atan aileler arasında yer alan Contarini, Dandalo, Morosini, Mocenigo gibi aileler aynı zamanda Venedik’i idare eden önemli dukaları içlerinden çıkaracak olan topluluklar haline geleceklerdir.
 Akıllara durgunluk verecek bu yerleşim teşebbüsünün temelinde lagünün taşıdığı bazı avantajların önemli roller oynadığını hemen belirtelim. Bunların başında Venedik’in konumu itibariyle, denizden işgalinin neredeyse imkânsız oluşu gelir zira lagünün üzerinde yükseldiği kum yığınları, yılın belli zamanlarında yer değiştirmekte ve şehre fazla yaklaşan gemilerin karaya oturmasına neden olmaktaydı. Buna karşılık Venedikliler, kum yığınlarının hareketlerini düzenli olarak takip ediyor ve lagünün belli bölgelerine çaktıkları kazıklar vasıtasıyla kendi gemilerinin karaya oturmasını engelliyorlardı. Şehir bir tehdit ile karşı karşıya kaldığında, alınan en önemli savunma tedbirlerinin başında bu kazıkların sökülmesi geliyordu. Şehrin üzerinde yükseldiği lagünde yaşanan gelgitler, Venedik’in en önemli ticari ihracat maddesi olan tuzun elde edilmesini sağlıyordu. Bu sayede Venedikliler ihtiyaç duydukları bazı maddeleri temin için deniz ticaretine başlamışlar, sonrasında ise Ortaçağ Avrupa’sının en büyük deniz gücü haline gelmişlerdir.

...

Makalenin devamın dijital ya da basılı dergimizden okumaya devam edebilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz