İstanbul’u satan adam: Sülün Osman

125 Okunma
İstanbul’un gördüğü en namlı dolandırıcılardan biri olan Sülün Osman, şehrin meydanlarındaki saatleri, vapurları, İstanbul Üniversitesi’nin bahçesini, sarayları, Boğaz Köprüsü’nü ve akla gelmeyecek nice şeyi, bilhassa Anadolu’dan gelen ve neyin ne olduğunu bilmeyen vatandaşlara satmasıyla tanınırdı. Hatta bir röportajda bazı taşınmazları kaç kez pazarladığını kendisinin de hatırlamadığını ifade etmiştir. Menderes döneminde sivrilen ve nam yapan Sülün Osman, dönemin şartlarını kendi çıkarları için kullanmayı becerebilen pek çok isimden biri ve en ünlüsüydü. Sülün Osman ya da nam-ı diğer Osman Sülün aslen İstanbul’un Aksaray semtindendir. Doğumu bazı kaynaklarda 1923, bazılarında ise 1916 olarak geçer. Aşar vergisi toplayan bir memurun oğlu olan Sülün Osman, babasının Çanakkale Savaşı’nda hayatını yitirmesi üzerine zorlu bir yaşam mücadelesinin içine girer. Horhor ve Taşkasap gibi İstanbul’un tarihî fakat 20. yüzyıl başlarında fukaralaşmış semtlerinde büyür. Zaten Sülün Osman’ın dolandırıcılık faaliyetlerinin yoğunlaştığı alan daha ziyade Aksaray ve çevresidir. İlk sabıkasını daha 15 yaşında iken kendi mahallesinde yaşayan Cemile Hanımı dolandırmak suretiyle işler. Sonrasında sahte para ve definecilik işleriyle uğraşır. Ancak asıl altın çağını Menderes zamanında yaşayacaktır.
 İstanbul’un gerek ekonomik gerekse de demografik açıdan gelişimi ile Sülün Osman’ın yıldızının parlaması ve iş sahasının genişlemesi arasında paralel bir bağ kurmak mümkün. İstanbul’un 1922’de 710 bin olan nüfusu, 1935’te 741 bini bulmuş, 1941’de ise 800 bini aşmıştır. 1950-55 arası 1,2 milyonu bulan nüfus, 1960’ta 1,5 milyonu geçer. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye, jeopolitik konumun da etkisiyle soğuk savaşın kilit ülkelerinden biri olmuş, bunun sonucunda da Batı’nın ve özellikle Amerika’nın en gözde müttefiklerinden biri haline gelmişti. Bilhassa Amerika’dan gelen yardımın da etkisiyle 1950’den sonraki Demokrat Parti’nin iktidarı döneminde tarıma verilen devlet desteği artmış, palazlanan Anadolu eşrafı da ama yatırım yapmak, ama büyük şehrin nimetlerinden istifade etmek veya sonu gelmeyecekmiş gibi gördüğü kazancını yemek için İstanbul’un yolunu tutmuştu. Yine İstanbul’da gelişen sanayi, çok sayıda taşra sakinini şehre çekti, şehirdeki yatırım faaliyetleri ve işçilere duyulan ihtiyaç neticesi şehrin farklı bölgelerinde gecekondu semtleri oluşmaya başladı. Menderes’in şehre gelen yeni göçmenlerin yaygın isteklerini, dini semboller (türbelerin açılması, cami yapımının artması, yeni açılan İmam Hatip okulları vs) ya da gecekondulaşmaya göz yumma ve iş gücü istihdamı gibi yöntemlerle tatmin etmesi, kendisinden sonra gelen siyasilere de bir örnek teşkil edecektir.
Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz