İstanbul’un karşısı ve Galata’da bir kilise

719 Okunma
İstanbul; Bizans ve Osmanlı gibi büyük devletlerin başkenti olmasının yanı sıra çağlar boyunca çok milletli kültürel hayatı ve sanatsal yapısının yarattığı zengin harmoni ile görenleri etkileyen bir kent olmuş. Gezip gören, anlatan gezginlere, yazar, ressam ve şairlere ilham vermiş. Kent, coğrafi konum nedeniyle tercih edilen bir yerleşim. Farklı dönemlere tarihlenen anıt yapılarla süslü tarihi yarımada silueti ve kültürel peyzaj oluşumu kendine özel güzelliği ile dikkat çekici. Aynı zamanda tarihi yarımadanın Haliç’le ayrılan kuzey kıyısı ile de tarihteki kaçınılmaz ilişkisi evrilerek günümüze ulaşmış. Haliç koyu 7,5km uzunluğuyla Antik Çağ’dan bugüne doğal liman olarak kuzey kıyının mimari karakteri ve ticari statüsü açısından dünya kentleri arasında kendine yer edinmesini sağlamış. İstanbul’un karşısında, zaman zaman sert rüzgârları olsa da ılıman iklimli bu yer Galata, Karaköy’dür.
 İSTANBUL’UN KARŞISI KARAKÖY-GALATA BÖLGESİ
Eski Yunanca kaynaklarda kuzey kıyıyı adlandırırken Haliç’in ötesi, karşı kıyısı anlamına gelen “Perama” kelimesi kullanılmış. Daha sonraları surlarla çevrilip “Galata” denen bölgeye ise incirlik anlamına gelen “Sykai” dendiğini görüyoruz. Aynı zamanda Galata ismi, Erken Bizans döneminden bu yana çeşitli inanç ve kültürlerden insanlar için ticaret başkenti, İstanbul’un ekonomik merkezi ve önemli bir liman semti olmakla özdeşleşmiş. Sürekli bir değişime maruz kalmış bu alan çok katmanlı bir dokuya sahip önemli bir miras alanıdır.
 Theodosios zamanında sur içinde kalan ve “Regio Sycaena” denen bölgede bir kilise, bir forum, hamamlar, tersane, büyükçe bir sundurma, tiyatro, değirmen, fırın ve 431 hane bulunduğunu yazmaktadır. Daha sonraları bölge, tepelik bir alandan düzlükteki limana açılan Haliç ve Körfez arasında bir yarım daire içinde tasvir edilen Galata’ya dönüşmüştür. Serbest liman bölgesi olarak tasvir edilen bu alana 12. yüzyılın sonlarında Latinlere karşı gösterdikleri üstünlük sonucu Cenevizliler yerleşmiş ve çok özel haklara sahip olmuşlar, diğer İtalyan denizci toplulukların yaptığı gibi edindikleri güçle, amaçlarına uygun koloni kent oluşturmuşlar. Akdeniz’de Geç Antik Çağ’dan itibaren liman kentlerinde görülen ortak özellik; limana bağlanan dik yokuşların merdivenli düzenlendiği, topografyanın taraçalar oluşturarak kullanıldığı kentsel bir biçimleme şekliydi. 14. yüzyılda Galata benzer özellikleri gösteren tam bir İtalyan kenti görünümündeydi ve İstanbul’un Batı Akdeniz’e açılan limanıydı. Kent genişletilerek sur ve hendeklerle çevrelenmişti. Cenevizliler fırsat buldukça sur duvarı üzerinde kuleler inşa etmişler.
...
Makalenin devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz