İvi Stangali Bir varmış, bir yokmuş

207 Okunma
 Karabaş olarak bilinen Tophanede de, Bedri Rahmi’nin ve talebelerinin müdavimi olduğu bir mekân var. Bu mekân içinde ve sınıfta birbirleriyle dayanışarak geçirdikleri bir atmosfer yaratıldığını görüyoruz. Sınıf ortamı İvi’nin dünyasını değiştiren bir ortam, çok sayıda sanat tarihi kitabında İvi’nin isminin On’lar Grubu’nun arasında geçtiğini görüyoruz. On’lar Grubu beş kız, beş erkekten oluşuyor.

 Kitabın arkasından: “Hayatı boyunca kendini Rum ya da Türk olarak değil, sadece bir ressam olarak tanımlayan İvi Stangali, 1950’li yılların İstanbul’unda oldukça renkli ve hareketli bir dönemde varlık göstermişti. Çok sayıda dostu olmasına rağmen yaşam öyküsü neredeyse hiç dillendirilmemişti. Onu nasıl yazmalı, nasıl anlatmalıydık? Sula Bozis’in girişimiyle İvi’nin kızının arşivinde bulunan defterler, kartpostallar, mektuplar ve benzeri belgelerden bir çalışmayla yola koyulduk. Uzunca bir araştırmanın sonunda erişebildiğimiz tüm bilgileri değerlendirdik. İzini sürebildiğimiz ölçüde ve tabii ki onun bize hissettirdiklerinin derinliğine inebildiğimiz kadarıyla İvi’yi anlamaya, hatırlatmaya ve yeniden doğmasına, bilinirlilik kazanmasına yönelik bir çaba sarf ettik. Masalların başında duymaya alıştığımız “Bir varmış, bir yokmuş” sözünün İvi Stangali’nin yaşamı için ne kadar doğru ve acı verici bir gerçeğe dönüştüğünü hiç unutmadık. Onu kaybolduğu yerden alıp, vatanı olarak gördüğü yere, sahip olduğu en önemli kimliği ressamlığıyla, ait olduğu zamana, hak ettiği şekilde yeniden yerleştirmek istedik çünkü biz bunu ona borçluyduk.”

 İvi Stangali, Peralı kadın bir ressam. Sula Bozis onun izine 2002 yılında yayımlanan Arif Keskiner’in Çiçek Gibi başlıklı kitabında “Bir Rum Kızının Hayat Hikâyesi” başlığıyla sunulan bir sayfalık hikâyede rastlamış; Sula Bozis’in sözleriyle: “İvi İstanbul’da faal olarak cemiyet hayatının içindeyken, Atina’ya gider ve izini kaybettirir. Hüzün ve depresyonla geçirdiği 1964-99 yılları arasında, hiçbir İstanbullu aile ile görüşmek istemez, kapıları kapalı olarak yaşar. Stangali kimdi diye onun yaşadığı dönemden kime sorduysam onu hatırlayan çıkmadı, Atina da hakeza, orada tanınmaması zaten normaldi.” Sula Bozis yıllarca bulduğu izleri sürmüş ve İvi Stangalis’in kızına ulaşmış.

 Sevgili dostum ibaresiyle hitap ettiği Seza Sinanlar Uslu ile kitap üstüne çalışmaya başlarlar. İvi’nin ailesi Sakız Adası’ndan İstanbul’a gelip yerleşmiş. Dedesi Rum Erkek Liselerinde ve Galatasaray Sultanisinde ilk beden hocası olarak görev almış. İvi’nin annesi Genco Erkal’ın annesiyle birlikte dikiş atölyesi işletmişler. İvi, Bedri Rahmi’nin talebesi olmuş. “İstanbul’dan ayrılırken yanında götürdükleri anıları değil” diyen Sula Bozis ressam Bedri Rahmi’nin talebelerinden bir defter edinmelerini ve günlük notları tutmalarını talep edermiş. Talebeler her gün yaptıkları çalışmaları not etmekle yükümlüymüşler. Hocaları Bedri Rahmi Eyüpoğlu talebelerin gelişmelerini o defterlerden izlemek istermiş. Sula Bozis, ressam İvi’nin beş adet defterini teslim almış, çok az sayıda eskiz ve çalışmalar bulabilmiş kızı Maya’nın verdiği emanetlerin içinde... Sula Bozis 2016 yılında düzenlenen bir “Mektuplar” sergisinde basılan bir kitapta Stangali’nin mektubuna rastlar. Bu mektup, çalışmalarını aydınlatır.

 Seza Sinanlar Uslu’nun anlatısıyla: İvi’nin Türkçesi iyi olmadığı için Bedri Rahmi atölyesine misafir öğrenci olarak kabul edilir. Resim sınavından geçer. Karabaş olarak bilinen Tophanede de, Bedri Rahmi’nin ve talebelerinin müdavimi olduğu bir mekân var. Bu mekân içinde ve sınıfta birbirleriyle dayanışarak geçirdikleri bir atmosfer yaratıldığını görüyoruz. Sınıf ortamı İvi’nin dünyasını değiştiren bir ortam, çok sayıda sanat tarihi kitabında İvi’nin isminin On’lar Grubu’nun arasında geçtiğini görüyoruz. On’lar Grubu beş kız, beş erkekten oluşuyor.
 
İvi’nin, bu kitabının çıkmasıyla, bazı resimlerde imzası tanınır oldu ve bazı müzayedelerde resimlerine rastlamak mümkün. İki önemli yapıtı var. Bir tanesi İstanbul Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu’nda bulunuyor ve restore edildi, müze açıldığında görebilmek mümkün olacak. Bazı eskizlerin resme dönüp dönmediğini bilmiyoruz. Çok fazla kitap illüstrasyonu bulunuyor. İkinci resim Haliç Köprüsü, İstanbul Üniversitesinin 2002 yılında katalog çalışmasında fotoğraflanmış ve kataloga girmiş. Çok sayıda kitabın Türkçeye çevrilmesiyle bunların resimlenmesi de gerekiyor. İvi Stangali’nin bu konuda çok çalışması bulunuyor.

 Araştırmacı okur ve sanatseverlerin, o dönemin sanat yaşantısıyla alakalı ipuçlarına bu kitap vasıtasıyla ulaşması mümkün.

Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz