John Paşa Köşkü eski görkemine kavuştu

148 Okunma
Siyasi çalkantılar ve ekonomik krizlerin eksik olmadığı günümüzde bir şirketi dik tutmak ve işini geliştirerek yol almak kuşkusuz önemli bir başarıdır. Uzun yıllar ayakta kalmış şirketlere baktığımızda çok iyi yönetilmenin yanında özellikle de kültür sanat alanına destek vererek kurumlarının hanelerine artılar eklediklerini görüyoruz. Bugüne kadar yaptıklarıyla örnek bir işletme olduğunu kanıtlayan Arkas Holding de, kurumsal ve sosyal sorumluluk algısıyla yürüttüğü çalışmaları kapsamında kültür ve sanata destek olmanın yanı sıra oluşturduğu benzersiz sanat koleksiyonuyla da örnek bir kurum. Ülkemizin kültür ve sanat hayatının gelişimine katkı sağlayan Arkas Holding’in sanatsever patronu Lucien Arkas, yıllara yayılan titiz bir araştırma, büyük gayret ve yatırımlarla sayısız değerli eserin yer aldığı benzersiz bir koleksiyon oluşturmayı başarmış bilge bir iş insanı. Bu yazımızın konusu olan Büyükada’daki tarihi John Paşa Köşkü de Lucien Arkas’ın yıkılmaktan kurtardığı, restore edip, yeniden topluma kazandırdığı, heybetli yapısıyla geçmişi günümüze taşıyan önemli bir değer.
 Mimarisi ve tarihiyle Büyükada’nın en özel yapılarından biri olan John Paşa Köşkü, tam dört yıl süren ve 2011 yılında tamamlanan restorasyonun ardından eski ihtişamına yeniden kavuştu. Çağının mimari özelliklerini bünyesinde toplayan, etrafı ahşap sütunlu balkonlarla donatılmış ve yılan pulu deseni kuleleriyle oldukça heybetli bir görünüm kazanan bu ada ve kent hazinesinin dönüşümünün arkasında iki bilge insanın ismi var: Arkas Holding’in Patronu Lucien Arkas ve Sanat Danışmanı Mimar Niko Filidis.
 Geçtiğimiz ay Niko Filidis ve restorasyonu gerçekleştiren Altera Mimarlık’tan Özbek Ölek ile John Paşa Köşkünü gezme şansını yakaladık.
 Restorasyon bir hayli meşakkatli geçmiş. Anıtlar Kurulu’ndan izin alma süreci bile iki yıl kadar sürmüş. Adalar’da inşaat yapmanın zorluklarının yanında hava da pek yardımcı olmamış. Yağış ve fırtınalara rağmen restorasyon hızlı bir şekilde tamamlanmış. Geçen yüz küsür yılda bina bir hayli hırpanlanmış, eğimli bir alan üzerinde yer alan yapıyı destekleyen dikmeler zamanla çürümüş veya eksilmiş. Bu yüzden ilk olarak köşk kamyon krikoları ile tamamen havaya kaldırılmış! Çürüyen, eksilen dikmeler güçlendirilip yeni parçalarla desteklenmiş. “Eskiye hiç dokunmadık, eskinin yanına yeniyi aşı yaptık” diyor Mimar Filidis. Bu prensip de restorasyonun bütün aşamalarında uygulanmış.
 Binanın dış cephesinde 4400 farklı detay bulunuyor. Zamanla ve yıpratıcı Ada iklimi nedeniyle bunların geometrik şekilleri bozulmuş ve çürümüş. Bütün bu detaylar bilgisayar ortamında ayrı ayrı çizilip kopyalanmış. Altera Mimarlık’tan Özbek Ölek ve ekibi bu çalışmayı binanın bahçesinde kurulan özel atölyede gerçekleştirmiş. Çürüyen tüm parçaların birebir kopyası yapılarak yerleştirilmiş. 

Röportaj - Sarkis Güreh 

Makalenin devamını dergimizden okumaya devam edebilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz