Kendini keşif ve merak

63 Okunma
 Psikoterapist koltuğuna oturduğumuz anda sırtımızı sadece ama sadece bilime yaslamak zorunluluktur. Psikoterapi odasında kişisel görüşe yer yoktur, doğrudan bilgi aktarımı bile uygun zamanlarda kısıtlı bir şekilde yapılır. Psikoterapi odasında bilimin rehberliğinde psikoterapistin desteğiyle danışanın kendi kendini keşfi vardır. Bu bizler için mesleki bir yükümlülük, icra etmeyi öğrenmek zorunda olduğumuz sanatımızdır. Özel hayatımızda ise bu durum belki biraz değişebilir, sonuçta bilimsel bilgiyi aktarmanın türlü türlü yolları var.
 Kişisel olarak uzun süredir psikoloji alanındaki bilgi birikimimi sizlerle bu sayfada paylaşmaya çalışıyorum. Yazılarımın konusu, bilimsel olarak kanıtlanmış ya da bilimsel olarak kabul görmüş ekollerle ilgili bilgilerden belirlemeye özen gösteriyorum. Mevcut sınanmış bilgiyi olabildiğince yalın haliyle sizlere aktarabilmek için mümkün olduğunca kendi yorumlarımı yazılarıma katmıyorum. Mesleğimin sorumluluğunun verdiği ağırlıkla belki de bu şekilde başa çıkabildiğim için yazılarımda da, gündelik hayatımda da yani “bir diğeri” ile iletişime geçtiğim her anda terapist koltuğunda gibi davranmaya çalışıyorum. Şu anki yetişkin halimin kendi kendine kaldığı çoğu zamanında ise durum çok tersidir aslında. Çoğu zaman işin içinden çıkamadığı, öyle mi böyle mi diye tartıp durduğu konulara meraklı, düşüncelerini zihninde dağınık kalmasına izin veren, her köşede içinde bolca muğlaklık içeren kitaplarıyla varoluşu anlamaya çalışan bir yetişkinim. Uzun yıllar psikopatoloji odaklı eğitimler almış ve bu alanda çalışmış bir psikoterapist olarak özelimde merakımı çeken konuların da bu aralar değiştiği aşikâr. Merakım; ölüm gibi, anlam gibi, özgürlük gibi, sınırlar gibi kişiye özgü şekil alan, her kişide biricik anlamları olan, her koşulda farklı bir bölümü öne çıkan kavramlara yerini bırakıyor. Doğal olarak özel hayatımdaki ihtiyaçlarım da buna bağlı olarak değişiyor; baktığım açı da, kendimi ifade şeklim de… İki yanımı gözlemlemeye sevk eden merakım oldu, merakımın sonucu da ihtiyacım olanı fark ettirdi. Yazı konumu belirleyen ise işte bu ihtiyacım oldu. İhtiyacım; iki yanımı da ortaya koyabilmekti, yazılarım ise bu ihtiyacımı gidermedeki öncelikli alanım.
...
Makalenin devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz