Moris Levi Bir Yıllık Deneyimini Anlatıyor

882 Okunma

Geçtiğimiz yıl Cemaat Vakıfları Temsilciliğini Toros Alcan’dan devralan Moris Levi bir yılı geride bıraktı. Yaptığı çalışmaları bir kitapta toplayan Levi’nin edindiği deneyimleri, gözlemleri ve yaptığı çalışmaları dinlemek ve ayrıca vakıf seçimleri ve azınlık toplumların yaşadığı diğer sorunlar ile ilgili de görüşlerini öğrenmek amacıyla kendisiyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Vakıf seçimleri neden yapılamıyor? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde Azınlık Yasası’nda neler var? sorularına yanıt aradık…

 

Temsilcilik görevinde bir yılı doldurdunuz. Bu bir yıl sizin için nasıl geçti, kısa bir değerlendirme yapabilir misiniz? 

 

Açıkçası, temsilcilik görevi beklediğim bir görev değildi ama uzun yıllardan bu yana toplum yöneticiliği yaptığım ve benden önceki temsilciler, değerli dostlarım Laki Vingas ve Toros Alcan ile birlikte çalışmalarda bulunduğum için benden ne beklendiğini biliyordum ve bu doğrultuda aynen düşündüğüm gibi bir yıl geçirdim. Cemaat Vakıflarını, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde temsil etmekle sınırları çizilmiş olan temsilcilik görevini 4. dönem üstlenen kişi olarak, işimin benden öncekilerden kolay olduğunu belirtmem gerekir.  

 

Size göre Ankara’da; siyasetin ve bürokrasinin merkezinde bir azınlık vakıfları temsilcisinin olmasının azınlık vakıfları ve toplumları için ne gibi yararları var?

 

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün en üst karar organı olan Vakıflar Meclisi’nin içinde, yani bürokrasinin içinde toplumlarımızdan bir temsilcinin olmasının bence son derece büyük yararı var. Daha önceleri ne yazık ki, ne Ankara bizim toplumlarımızı yeterince tanıyor idi ne de biz toplum yöneticileri ve mensupları olarak Ankara’yı yeterince biliyor idik. Bizlerin önyargıları ve korkuları mevcuttu. Birlikte çalışma ve diyalog olanağı bulunduğunda, sorunların son derece kolay çözülebileceğini gördük.İtiraf etmeliyim ki Ankara’da tanıdığım değerli bürokratların azınlık mensuplarına hiç de önyargılı olmadıklarını, tam tersine ilgi, merak ve empati ile yaklaşımda bulunduklarını gözlemledim. Bunun için başta Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem Bey olmak üzere bu zamana kadar çalıştığımız tüm Vakıflar Meclisi üyelerine ve bürokratlarına teşekkür ederim.

 

AK Parti hükümetleri döneminde devletin azınlıklara yaklaşımının değiştiği hep dile getirilir. Geçmişe kıyasla ne gibi değişimler olduğunu sizden dinleyebilir miyiz?

 

Bizden önceki toplum yöneticisi olan büyüklerimizden öğrendiğimiz kadarıyla diyalog ve açık yüreklilik ile sorunları masaya koyduğumuzda daima netice alabileceğimizi gördük. Biz azınlık toplumu yöneticilerinin birincil görevi, kültürel varlıklarımızı gelecek kuşaklara aktarabilmek ve bu topraklara özgün yaşam şeklimizi sürdürebilmektir. Bunun dışında azınlık ve farklı inançtan bile olsak, herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyla aynı olmalıyız. Bu bağlamda hukuk içerisinde yapmış olduğumuz taleplerimize son 20 yıl içerisinde çok daha olumlu yaklaşıldığını, bütün toplumların yöneticilerinin belirttiği gibi ben de belirtiyorum. Bugün en alt kademeli bir bürokrattan Cumhurbaşkanımıza kadar çok rahat ulaşabilmekte, sıkıntılarımıza çözüm bulmalarını beklemekteyiz ve açıkçası zaman içerisinde çözüleceğine inandığım birkaç sorunumuz dışında bugüne kadar hep olumlu yapıcı destekleyici yanıtlar aldık.

RÖPORTAJ: SARKİS GÜREH / FOTOĞRAF: MIGIRDİÇ ARZİVYAN

Makalenin devamını okumak için Mart 2019 sayımızı anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

 

Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi

Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz