Orhan Veli’ye ilham olan Bella’nın Öyküsü

303 Okunma
 500. Yıl Türk Musevileri Müzesi, 98. yaşını kutladığı haftada, Bella Eskenazi’nin hayatına ışık tutan yaşam öyküsünü işleyen “Bella’nın Öyküsü” filminin galasına ve dünya prömiyerine sahne oldu. Orhan Veli’nin meşhur “Anlatamıyorum” şiirine ilham kaynağı olan Bella Eskenazi ile yönetmen Banu Yalkut Breddermann yaklaşık 100 dakika süren belgeselin gösterim öncesinde kısa bir sohbet için bir araya geldi. Bella ile nasıl tanıştığını anlattı. Müzesi’nin Zoom etkinliği ve Facebook hesabı üzerinden dünyanın dört bir yanından yoğun bir katılımla izlenirken, Müze de 31 Ocak Pazar akşamı bir rekora imza atmış oldu.
 Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşı, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde öğretmenlik görevini yürütürken tanıştığı Aşık Veysel’in aile dostu Bella Eskenazi’nin 1920’lerden 2000’lere, İstanbul’dan Barcelona’ya uzanan öyküsü, izleyiciyi zaman içinde heyecan verici aynı zamanda da düşündürücü bir yolculuğa çıkarıyor. 1923 İstanbul doğumlu Bella Eskenazi’nin yaşam öyküsünü konu alan bu belgeselin, Bella’nın tanıklığından yola çıkarak bir yandan memleketin seküler olarak tanımlanan kesiminin o dönemki yaşamına bir pencere açması, Türkiye’nin siyasi ve kültürel değişim sürecine de ışık tutması hedeflenmiş. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile hızlanan toplumsal dönüşüm sürecinin ve Türk aydınlanmasının önemli mimarlarından Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel (1938-1946) 17 Nisan 1940 tarihinde büyük kültür hamlesini başlatmış, köy enstitülerinin kurulmasına, üniversiteler kanununun çıkarılmasına, tiyatro ve operanın devlet hizmetleri arasına katılmasına, klasiklerin çevirisine ve çeşitli ansiklopedilerin de Türkçe basılmasına ön ayak olmuştu. Bella Eskenazi tam da bu dönemde Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde öğretmenlik yaptı, kendisi gibi Türk aydınlanmasına katkısı olan ablası Dora, eniştesi Erol Güney ve o dönemin önemli Türk aydınları ve edebiyatçıları ile yakın dostluk kurma olanağı buldu. Bella’nın Öyküsü, herkesin eşit temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu bir vatandaşlık fikrinden yola çıkılarak kurulduğu varsayılan cumhuriyetin idealist bir döneminin umutlarına, düş kırıklıklarına ve her şeye rağmen bu topraklara duyulan derin bir sevgiye ve anlayışa vurgu yapıyor. Belgesel, günümüzde köken öne çıkarılarak sürdürülen dini, siyasi ve etnik tartışmalara farklı bir açıdan yaklaşımı hedeflerken, aynı zamanda Türkiye’nin kendisiyle yüzleşmesi bağlamında anlamlı olabileceği ve yükselen antisemitizme karşı mücadeleye bir katkıda bulunabileceği fikriyle hazırlanmış. Yönetmenliğini ve prodüktörlüğünü Banu Yalkut Breddermann’nın yaptığı filmin kurgusu Thomas Balkenhol’a, Müzik prodüktörlüğü Renan Koen’e ait. Tanıtım filmi ise Eytan İpeker imzasını taşıyor.

Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz