Pangaltı’nın keşmekeşi

2360 Okunma

Çok değil 1980’lerin ortalarına kadar Ergenekon Caddesi ile Tayyareci Fehmi Sokak’ın buluştuğu köşede “Kurtuluş, Kurtuluş!” diye bağıran dolmuş şoförleri g.rürdünüz. Aynı kişiler, Kurtuluş Son Durak’ta damalı Amerikan arabalarının önünden ya da içinden bu defa “Pangaltı, Pangaltı!” diye bağırırlardı. Sesleri, son durağın Akarca yokuşu ile kesiştiği köşede, benzer damalı dolmuşlarıyla “İstanbul, İstanbul!” diye bağıran Kurtuluş-Eminönü dolmuş şoförlerinin sesine karışırdı. Yani anlayacağınız bir zamanlar Pangaltı-Kurtuluş dolmuşları vardı. Bu dolmuşlar Tayyareci Fehmi Sokağı’nın içine doğru arka arkaya sıralanır ve dolunca kalkardı. Tam o noktada günümüzde, mezarlık duvarına yapıştırılmış bir süs havuzu bulunmakta. Dolmuşların sıra yaptığı yerde de, adım adım gerek yatay, gerek dikey büyüyen bir kafeterya...

TAYYARECİ FEHMİ SOKAĞIN SAKİNLERİ

O zamanlar Tayyareci Fehmi Sokak böyle pejmürde değildi. Mezarlık duvarına Fatma Girik’in belediye başkanlığı döneminde yapıştırılmış ve sokağa taşıp insanın üstüne üstüne gelen dükk.nlar yoktu. Orası boydan boya toprak, yer yer yeşillik bir alandı bir iki de ağaç vardı. Apartman altındaki dükk.nları çalıştıran esnaf, öğleden sonrasının gölgesinde mezarlık duvarının dibine geçer, kendilerine ait portatif küçük masa ve sandalyelerde daha doğrusu taburelerde bir yandan tavla oynar, bir yandan gelip giden müşterilerini kontrol ederdi.