Peder Sabuncu’nun Öyküsü

99 Okunma
 Özcan Geçer, 1976 Mardin doğumlu. Yüksek öğrenimini İstanbul Teknik Üniversitesi’nde “İşletme Mühendisi” olarak tamamladı. Sermaye piyasalarındaki yirmi bir yıllık aktif çalışma hayatında, son olarak bir banka aracı kurumunun genel müdürlüğünü yaptı. 2020 yapımı Süryanilerin göçü temalı “AN” uluslararası belgesel projesinin hem yapım ortaklığını hem de araştırmacılığını üstlendi. Ekim 2020 tarihinde Şlomo isimli, Süryani kültürüne dair kitap çalışmasına yazar olarak katkıda bulundu. Kültür platformu “www. süryaniler.com” kurucu üyelerinden olan Geçer, Süryani ve diğer azınlık kültürleri, kaybolan dillerle ilgili belgesel, kitap, sergi projeleri ile toplumsal bellek araştırmaları ve anma etkinlikleri gibi kültürsanat dünyamıza yaptığı katkılarla biliniyor. Özcan Geçer ile Peder Sabuncu’nun öyküsünü konuştuk.
 Louis Sabuncu ile nasıl karşılaştın?
Senin ilgini çeken neydi? Uzun zaman önce bir fotoğraf dergisini karıştırırken Süryani Katolik Peder Yuhanna Louis Sabuncu’nun (1838-1931) kısa özgeçmişi ve fotoğraf tarihine katkıları hakkında, Profesör Engin Özendes’in yazısını okur okumaz bu ilginç karaktere merak duymaya başladım. Oldum olası kendi işinden ayrı, farklı alanlarda da üreten kimliklere ilgim vardır. Bir de karakter benim gibi Süryani ve Diyarbakır/ Mardin kökenli olunca odağıma daha da girmiş oldu.
 Peder Sabuncu’nun izini nasıl sürdün? Nelerle karşılaştın?
Belgelerin ilginç serüveni var mı? İlk iş olarak yazıyı hazırlayan ve artık kadim dost olduğumuz kıymetli Engin Hoca ile temas kurdum. Sonra çevremdeki bilgi kırıntılarını toplayıp, ilgili akademisyenlere ve sahaflara ulaşarak bunları çoğaltmaya başladım. Araştırmamın ikinci ayında bir gün telefonum çaldı ve sahaf dünyasının duayenlerinden Lütfü Seymen acil olarak kendisine uğramamı istedi. Heyecanla yanına gittiğimde, elindeki yıpranmış, sararmış defteri uzattı. Bir de ne göreyim! Defterin üzerinde orijinal el yazısıyla “1888-89 Louis Sabunjie-London” ibaresini okudum ve büyük bir şaşkınlık yaşadım. Evinin bir köşesinde uzun yıllardır biriktirdiği efemera belgeleri toparlayan sahaf, işe yaramayacağını düşündüklerini elerken, defterin üzerindeki yazıyı okur okumaz sözlerimi aklına getirmiş ve bu sayede belgenin kaderi değişmişti.
 Sabuncu’nun, Londra’da verdiği bir konferansın notlarını yazdığı defterin satış bedelini müzakere ederken, tecrübeli sahafın “Cancağızım, biliyorsun bu defterin bu dünyada tek satıcısı var.” deyişine, aynı espriyle “tek alıcı” olduğumu söyleyerek karşılık vermemle patlayan kahkahalarımızın tütsülediği bu eşsiz hediyeyi bir nevi işaret kabul ettim. Araştırmalarımı derinleştirip Osmanlı arşiv kayıtlarını karıştırmaya başladım. Belgeleri okuyup anlayabilmek için Osmanlıca dersleri aldım. Atatürk Kitaplığı’nda Yıldız Sarayı’nda Bir Papaz isimli, hatıratından seçilmiş kesitlerden oluşan kitabı ortaya çıkarmamla kişisel iç dünyasıyla tanışmış oldum. Zaman içinde kendimi bu karakterin baş döndürücü tarihsel yolculuğunda buldum. Yurt içi ve yurt dışındaki pek çok kaynak, kütüphane, arşiv kayıtlarında ilginç ipuçları buldukça, arama iştahım daha da arttı. Onu tarih sahnesinde hak ettiği şekilde yansıtıp, tarih severlerin ilgisine sunmak istedim.
...
Röportajın devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz