Pelit markasını yaratan Rum Ustalar

74 Okunma
Bugün İstanbul’un en iyi pastanelerinden biri olan ve yüzlerce işçi çalıştıran dev bir şirket haline gelmiş Pelit Pastaneleri, 1957 yılında Manol Skarlatos, Haris ve Hristo ustalar tarafından kurulmuştur. Bu insanlara ulaşmak kolay olmuyor haliyle, yaşları itibariyle çoğunun hayatta olmadığını öğreniyoruz ama şans bu ya, 2011 yılının Haziran ayında Burgazada’da Manol Skarlatos’u buldum ve güzel bir sohbet ortamında istediğim soruları sorma mutluluğuna ulaşabildim.
 Hayat hikâyenizi sizden dinleyebilir miyiz? İmroz, 18 Ocak 1930 doğumluyum. İlkokula üçüncü sınıfa kadar gittim. Daha sonra Büyükada’ya ablamın yanına geldim. Mesleğe, o zamanın en popüler pastanesi olan Ankara Pastanesi’nde başladım. 12 yaşıma kadar çok zor ve yorucu şartlarda çalıştım. Sabah saat dörtte başlar, akşam saat dokuza kadar durmadan çalışırdık. Sonrasında şans yardım etti ve Tokatlıyan Oteli’ne girdim. Hem otelinde hem pastanesinde çalışıyordum. En iyi ustaların yanında yetiştim. Ustalarımız Viyana’dan geliyorlardı. Mösyö Laret vardı, çok şey öğrendim ondan. Ayrıca mutfağı ve yemek yapmayı da çok severdim. Tarabya Oteli’nde çalışan aşçı Stefo Usta en iyilerindendi. Yanında hem yemek hem pastacılığı öğrendim. Daha sonra askere gittim. Askerlik dönüşü Markiz Pastanesi’nde Mösyo Avedis’in yanında başladım. Oradan çıktım Kervan Pastanesi’ne girdim, Dimitri Palavidis ve Leonidas Barlas’ın ile çalıştım. İnci Pastanesi’nin yanındaydı ama çok diktatördü Bay Leonidas. Sonra yine Markiz’e döndüm. Avedis Bey’in iki yardımcısı vardı; Selma Hanım ve Belma Hanım. Bana çok kötü davranıyorlardı. Emir veriyorlardı sürekli. Bir gün Avedis Bey beni ofisine çağırdı ve bir kalem gösterdi, “Pastanın içinden çıktı,” dedi. Ben de, “Çıkabilir ama bu benim suçum değil, benim yaptığım pastadan olamaz,” dedim ve önlüğü çıkarıp işi terk ettim ama daha sonra onun yaptığı iyiliği unutamam. 
 Park Otel, Pakiş, Lebon ve Markiz pastaneleri vardı. Bunlar lüks pastanelerdi. Ben de Tepebaşı’nda bir dükkân açtım. Lüks pastane kategorisine girmek için bazı prosedürleri yerine getirmek gerekiyordu. Bunlardan biri de gümüş çatal bıçak olması gerekliliğiydi ki bende yoktu. Koştum Avedis’e, ondan istedim. “İn, aşağıdan al. Kaç gün kullanacaksan kullan, sonra getirirsin,” dedi. Ben de o takımlarla lüks kategorisine girdim. Bu iyiliğini unutmam mesela. Böylece 1957’de, Tepebaşı’nda “Pelit” açılmış oldu. Dört ortakla birlikte açtık: En büyüğümüz Samuel Tosunyan, Hristo Çelyo, Kâzım Ayan ve ben. Bunların üçü Tilla’da çalışıyorlardı. Samuel ve Hristo garson, Kâzım büfede çalışıyordu. Usta olan yalnızca bendim. Tanışıyorduk daha önceden ve onlar bana teklif getirdiler. Böylece ortak olduk.
 Müşterilerimin çoğu Fransızca konuşurdu. İngiliz Konsolosluğu, Amerikan Konsolosluğu, Pera Palas başta olmak üzere yabancı müşterilerimiz vardı. 10 sene Tepebaşı’nda kaldık. Sonra Rumeli Caddesi’ni açtık. 1979’da ise Bağdat Caddesi’ndeki pastaneyi açtık. O zaman Tepebaşı’ndaki dükkânı kapattık. Ortaklıklar devam ediyordu. Samuel felç oldu, vefat etti. 1975’te Hristo Çelyo da ayrıldı, Yunanistan’a gitti. Kâzım’la ikimiz kaldık.
...
Makalenin devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz