Prof. Dr. Viron Matarangas ile söyleşi

36 Okunma
 Çok yönlü Prof. Viron Matarangas, babası elinde bir tek valiz ve cebinde 20 dolar ile Yunanistan’a sınır dışı edildiği yıllarda, annesi ile Atina’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Ancak uzun yıllar sonra İstanbul’a Profesör unvanı ile döndü. Dünün diplomatı, günümüzün tanınmış hocası Matarangas, bu röportajımızda mesleki yaşamı, kariyeri ve üniversitede alanı olan Türk-Yunan ilişkileri hakkında bilgiler verdi. Kendisine samimi açıklamaları için teşekkür ederim.
 Çocukluğunuzun İstanbul’una uzansak o günleri nasıl tasvir edersiniz?
 
İstanbul Rumları için 1964 yılı bir dönüm noktasıdır. O zamana kadar Rumlar rahat bir yaşam sürmüşlerdir. 1955’te, 6-7 Eylül Olayları büyük bir yaraydı, ancak sonrasında da Rumlar iyi yaşadı diyebilirim. Kıbrıs Olayları Rumların kaderini ve konumunu çok olumsuz etkilemiştir. Sömürge karşıtı bir mücadele, İngiltere tarafından dönüştürülmüş ve Kıbrıs meselesi Türkiye ile Yunanistan arasında toprak ihtilafı haline getirilerek, Türk-Yunan devletleri için tartışma konusu yapılmıştır. Böyle bir oluşum, nasıl Rumların kaderi için belirleyici olmayabilirdi?
 O zaman ilkokul öğrencisiydim ve her şeyi çok iyi hatırlıyorum. İyi bir yaşam sürmekteydik. Tüm okullarımız, derneklerimiz açıktı ve birbirleriyle rekabet halindeydiler. Spor kulüplerimiz Türkiye Ligine girmeyi başarmıştı. Tiyatrolarımız faaliyetteydi. Spiros Linas’ın unutulmaz Tiyatro Grubu vardı ve müthiş güzel eserler sahneleniyordu. Her yıl Karnaval dönemi, dernekler birbirleri ile en iyi organizasyonu yapmak için rekabet halindeydiler. On yaşındayken annem ve babamla Bebek’te bir karnavala katıldım. Yunanistan’dan özel olarak bir şarkıcı getirtilmişti. Müzikli bir geceydi ve çok eğlendik. Bu tablo kendiliğinden Rum toplumunun o yıllarda yaşadığı refahı anlatmaktadır.
 İstanbul’un hangi muhitinde yetiştiniz? Hangi Rum okullarına devam ettiniz? Okullarımız çok iyi durumdaydı ve sunulan eğitim düzeyi çok yüksekti. Okullar arasında iyi anlamda bir rekabet vardı. 1956 - 1962 yılları arası Kurtuluş Tepeüstü’nde ikamet etmekteydik. Feriköy Rum İlkokulu’na gittim. 6-7 Eylül’de okulumuz yerle bir edildi. 1956 yılında restorasyon görerek modern bir okul binası oldu. Benim kuşağım o yeni binada eğitim aldı. A ve B şubeleri vardı. Devamında birçok erkek öğrenci Fener Rum Lisesine, birçok kız öğrenci de Fener Yoakimion Kız Lisesine devam etti. Öğrencilerin bir kısmı da Zoğrafyon’a, Zapyon’a ve yabancı okullara yazıldılar. Fener bölgesi okulları, Patrikhanenin etki alanındaydı. Zapyon sosyete okulu olarak tanınıyordu! Zengin kızlar o okula giderdi ve ‘burunları yüksekte’ olduğuna dair ironik bir ifade ile anılırlardı. Aslında birçok kız öğrenci Taksim- Cihangir bölgesinde ikamet ediyordu ve Zapyon’a gitmeleri çok normaldi. Bunun zenginlikle veya kendini beğenmiş olmakla ilgisi yoktu. Merkez Rum Kız Lisesinin böyle bir ünü yoktu. 1962-1963 sezonunda Yorgos Diktabanis’in müdürlüğü döneminde Fener Erkek Lisesine yazıldım. Kendisi Rum kültür yaşamının önemli bir şahsiyetiydi. Bir Rum aydınıydı. Edebiyat hocalarımız Tsilimandos, Karayannis ve Konstantinidis idi. Orta bir sınıfında A, B ve C olmak üzere üç şubeydik. Tüm okulun öğrenci nüfusu 700 kişiydi.
...

Makalenin devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz