İz Bırakan Usta: Sevan Bıçakçı

158 Okunma

Dünyada her türlü sanatın bedeli vardır. Hep parayla bir sınavı olmuştur insanların. Sanatçı-kuyumcu Sevan Bıçakçı’yı anlatmak için söylenebilecek ilk şey onun para sınavını başarıyla geçmiş olmasıdır. Maddi olan her şeye meydan okumakla başladı hikâye. Tek sermayesi sabır ve hayal gücü olan Bıçakçı, mucizeler üzerinde hayat kurmayan ama mucizelere inanan, onların peşinden gidendir. Kendini çıraklar arasında hâlâ bir çırak olarak gören Sevan Bıçakçı ile sahip olduğu mütevazılığın duvarlarını kırarak bugüne kadar kat ettiği yol hakkında hoş bir sohbet ettik.


Kapalı Çarşı serüveniniz nasıl başladı?

Yeteneğimi keşfeden ailem oldu. 9 yaşındasın, iptidai şartlarda Samatya’da doğmuş büyümüşsün, sevgi zenginisin, birbirine aşık bir mama babanın çocuğusun ama maddi anlamda hayat bize çok cömert davranmamış. Oyuncaklarım kırıldığı zaman çöpe atma lüksüm yoktu, onları hep tamir ederdim. Ebeveynlerim “Bu çocuk galiba hayatını elleriyle kazanacak” diye düşünmüş ve beni bir kuyumcunun yanına verme kararı almışlar. O zaman iyi bir ustanın yanına çırak olarak girebilmek bir ödül gibiydi, herkesin becerebileceği bir şey değildi. Bir usta tarafından kabul edilmek arkadaşların yanında hava atılacak durumdu. Günümüz dünyasında usta-çırak ilişkisi yok oldu ama o zamanlar kolumuza takılan altın bilezik gibiydi. Babam beni karşı komşumuzun yanına gönderdi. Ustanın g.züne girebilmek adına çok çalışkan olmak zorundaydık. En ufak bir tozu görmeyeceğiniz dükk.nda çırak olarak yapılacak her şeyi yapıyor olmak ustanın gözüne girmek anlamına geliyordu. Geçen zaman içinde bana verdiği işlerde başarılı olduğum için “Aferin oğlum” dediği çıraklarından biri oldum.

Röportajımızın devamını okumak için Haziran 2018 sayımızı bayilerden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 

Online Dergimizi Satın almak için - Link
Size en yakın bayi için  - Link