Sınırsız, aykırı ve kural tanımayan yapıların mimarı: Frank Gehry

57 Okunma
 “Dekonstrüktivizm” akımı 1980’lerin sonunda ortaya çıkmıştı. Mimarî alanda “Dekonstrüksiyon” olarak bilinen bu akım; mimarî öğelerin kaydırılması, parçalar haline getirilmesi veya yamultulmasıyla oluşturulan binaların veya yapıların analizinde kullanılır. Bu akımın temsilcisi olan aykırı mimarların isimleri ise; Frank Gehry, Daniel Libeskind, Rem Koolhaas, Zaha Hadid, Peter Eisenman’dir. Aslında Gehry’nin (asıl adı Ephraim Goldberg) eserleri kuralsız ve belirsiz bir forma sahip olduklarından herhangi bir akıma eş değer görülmeyecek kadar sıra dışıdır. Yani diğerleri tarafından aykırı olarak algılanan sanat eserleri veya yapılar aslında sanatçının veya mimarın kendi ölçütleri doğrultusunda sınırlandırılmışlardır. İşte bu sayede ortaya özgün ve aykırı eserler çıkıyor.
 kendi ölçüt kriterlerine sahip olmadıkları veya farkında olmadıklarından taklit etmeyi tercih ediyorlar. Halbuki bir eserin taklidini yaparken orijinalinde kullanılmamış farklı bir rengi katmayı akıl etmek de öznelliğin yansımasıdır fakat bu noktada gerçek bir yaratım sürecinden bahsedemeyiz. Kısacası, aykırılığın ve taklitçiliğin arasındaki ince çizgiye dikkat edenler, diğerlerine göre fark yaratabiliyor.
 Binaları insan olarak görüp onlara bir ruh kazandıran, onları kültürlerinden bir parça ekleyen, hayalindekine uygun süsleyen ve topluma kazandıran mimar ve tasarımcı gibi unvanları hakkıyla taşıyan Gehry, 1929 yılında Toronto’da doğdu. 1949-51 yılları arasında University of Southern California ve 1956-57 yılları arasında Harvard Üniversitesi’nde eğitimini tamamladı. Kendi mimarlık bürosu olan “Frank Gehry&Assoc”i 1962 yılında kurdu. Cesur tasarımlara imza atan, postmodern anlayışı ve işlevselliği farklı şekilde yorumlamayı başaran Gehry, mimaride oluklu levha, metal, kontrplak, ağ, kafes gibi aykırı malzemeler kullanıyor. Başta Pritzker Mimarlık Ödülü, Başkanlık Özgürlük Madalyası, Ulusal Sanat Madalyası ve Amerikan Mimarlar Enstitüsü Altın Madalyası olmak üzere çok sayıda büyük ödülün sahibi olduğundan tüm dünya tarafından başarısının tescillendiği kaçınılmaz bir gerçek. Aynı zamanda yolu bir dönem Türkiye’ye de düşen ünlü mimar, Suna Kıraç Kültür Merkezi için kendi tarzına uygun bir tasarım hazırlasa da yasal anlaşmazlıklar nedeniyle proje iptal edilmişti.