Tiyatro tarihimizde unutulanlar - Bölüm 42

47 Okunma
Sevgili dostlar, yaptığım sıralamaya göre bu ay sizlere tiyatrocu ve Türk Sineması’nın unutulmaz yönetmenlerinden Nışan Hançer’i (Khaçeryan) anlatacağım. Hatırlarsanız dergimizin Ocak 2019 sayısında “Yeşilçam’da bir Nişan Hançer vardı” başlığıyla sayın Ali Can Sekmeç’in hazırladığı çok güzel ve ayrıntılı bir yazı vardı ama bu dikkatli ve titiz çalışmada daha çok sevgili Nışan Hançer’in sinemacı yanına ağırlık verilmişti. İşte ben de bu nedenle fazla tekrara düşmemeye çalışarak onun tiyatrocu yönünü sizlere hatırlatmaya gayret edeceğim.
 NIŞAN HANÇER (Khaçeryan) (1923-1997)
“Tiyatro hareketin şiiridir” diyen Nışan Hançer, 21 Haziran 1923’te Ankara Keskin’de doğdu. Zanaatkâr ve esnaf bir ailenin çocuğuydu. Küçük yaştayken ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etti. Üsküdar Bağlarbaşı’na yerleştiler. İlk ve orta öğrenimini Üsküdar Cemaran Okulu’nda tamamladıktan sonra Haydarpaşa Lisesi’ne girdi. Mezun olduktan sonra bir süre Yüksek Ticaret Okulu’na devam ettiyse de bitiremedi. Kısa bir süre de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne devam etti ama ne yazık ki devrin kötü şartları nedeniyle mezun olamadan tahsil hayatına son vermek zorunda kaldı. Tiyatro ile ilgisi okulda iken başladı. Okul müsamerelerinde mutlaka görev alırdı. 1935’te o yıllarda “Yerçanik” adlı çocuk dergisinin kurucularından Pakarat Tevyan ve Adrine Dadıryan’ın yönetiminde Kurtuluş Ses Tiyatrosu’nda sahnelenen çocuk oyununda ilk kez seyirci karşısına çıktı. Üniversite yıllarında Kadıköy ve Üsküdar Halkevlerinde de bazı sahne çalışmaları oldu.
 1945 yılında gençler Temaşa Heyeti’yle profesyonel olarak sahneye çıktı. Samimi arkadaşı Haçik Arzumanyan sayesinde devrinin en ünlü yönetmeni Aşot Madatyan’la tanışarak 1946’da kurulan “Stüdyo” topluluğuna girdi. Gerçek tiyatroyu ondan öğrendiğini söyleyen Nışan Hançer, bu ekipte Kınar Sıvacıyan’la İzmirli Kız oyununda aynı sahneyi paylaştı. Haygaser Vosgeriçyan, Hagop Ayvaz, Haçik Arzumanyan, Lüsi Madatyan, Beti Aslan, Kevork Kabaracıyan gibi birçok oyuncuyla Kamelyazart Ginı (Kamelyalı Kadın), Varjabedin Ağçigı (Öğretmenin Kızı), Vayrak Hokiner (Vahşi Ruhlar), Mor mı Darabankı (Bir Annenin Izdırabı), Anhayd Ginı (Meçhul Kadın) gibi oyunlarda rol aldı. 1949 yılında Arşam Çizmeciyan’ın çabalarıyla kurulan “Vega” topluluğunda Ses Tiyatrosu’nda sahnelenen Leblebici Horhor Ağa ve Köse Kahya operetlerinde önemli roller üstlendi.
 1952 yılında yine Pakarat Tevyan, Adrine Dadıryan ve Armenuhi Özer’in çabalarıyla kurulan “Bardez” (Bahçe) Çocuk Tiyatrosu’nda birkaç yıl yönetmen olarak görev aldı ve çocuk oyunları yönetti. Bu arada aynı yıllarda Jirayr Aslanyants, Üsküdar Surp Haç ve Beyoğlu Asoğik korolarının çabalarıyla kurulan ama ne yazık ki Kevork Kabaracıyan’ın anlatılarına göre oyuncular arasındaki bazı kişisel çekişmeler nedeniyle sadece iki yıl sanat hayatına devam edebilen ve ikinci operet topluluğumuz “Aslan Operet Topluluğu”nda Kevork Kabaracıyan yönetiminde Dikran Çuhacıyan’ın ünlü Leblebici Horhor Ağa operetinde Veli rolünde tekrar Nışan Hançer’i görüyoruz.
 Aynı yıllarda daha önce çalıştığı halkevinden tanıdığı arkadaşı Mehmet Muhtar’ın ısrarıyla çekilecek Deli adlı bir Yeşilçam filminde yönetmen asistanı oldu. İkinci kez de Drakula İstanbul’da adlı bir filmin asistanlığını yaptı. Böylece tiyatroya ara veren Nışan Hançer, daha sonra ilk yönetmenlik deneyimi olan Panayırdaki Cinayet adlı çok düşük bütçeli bir film yönetti. Fiyaskoyla sonuçlanan bu deneyimden sonra bu iş için henüz yeterli olmadığına karar vererek, ünlü yönetmen Lütfü Akad’ın kapısını çaldı. Uzun ısrarlardan sonra Akad, onu asistanı olarak yanına aldı. “Sinemayla ilgili her şeyi Lütfü Akad ustadan öğrendim”, diyen Hançer, daha sonra üç filmde yönetmen yardımcılığı, sekiz filmde senaristlik, 14 filmde oyunculuk, 16 filmde yapımcılık ve 48 filmde de yönetmenlik yaptı. Yönettiği ilk film Zıt Kardeşler Polis Hafiyesi (1952), son film Sarı Öküz Parası (1972). 1960’lı yılların başında samimi arkadaşı Vahram Polat’la birlikte “Ni-Va” adlı film yapım şirketini kurdular. 1968 yılına kadar 16 filmin yapımcılığını üstlendiler. Çektiği filmlerden birinde kamerayı kendi hazırladığı cam bir muhafaza içinde suyun altına indirerek, Türk sinemasındaki ilk su altı çekimlerini gerçekleştirdi.
 Sinema ile uğraştığı yıllarda Kadıköy’deki Aramyan Derneği’nin tiyatro kolunun kurulması için Haçik Arzumanyan ve Haygaser Vosgeriçyan’la birlikte çeşitli çalışmalarda bulundu. Aramyan derneğinde 1962’de Haçik Arzumanyan yönetiminde sahnelenen Üzeyir Hacıbeyov’un Arşın Mal Alan operetinde rol aldı. Aynı dernekte sahnelenen bazı amatör oyunları da yönetti. 1965’te opera sanatçısı, sekreteri ve tiyatroda asistanı olan kendisinden 23 yaş küçük Anais hanımla evlendi. Bir oğlu oldu. Tiyatroyu hiçbir zaman tamamen bırakmayan Nişan Hançer, her zaman sorulduğunda “sinema ekmek parası, aşkım tiyatro…” derdi.
 Mayıs 1966’da Maurice Rostand’ın, Lütfi Ay’ın çevirisiyle Öldürdüğüm Adam adlı oyununu Üsküdar Derneği’nde sahneledi. Daha sonra Aramyan Derneği’nde Cevat Fehmi Başkut’un Paydos adlı oyununu yönetti. 1970’li yıllarda Yeşilçam’da birtakım sorunlar başlayınca sinemayı tamamen bırakarak, aşkım dediği tiyatroya geri döndü. Bu arada çok başarılı resim çalışmaları da yapıyordu. Açtığı birçok sergide, sergilediği tablolarını hiçbir zaman parayla satmaz, arkadaşlarına beğendikleri tabloları hediye ederdi.
 1971’de Şehir Tiyatroları’ndan ayrılan Suna Pekuysal ve Ergun Köknar’la kurdukları tiyatroda sahnelenen Kıvırcık Paşa adlı oyunla sahnelere döndü. Hüseyi Rahmi Gürpınar’ın Kaynanam Nasıl Kudurdu? adlı komedisini yönetti. 1972’de Kocamustafa Paşa’da, Türk Yazarları Tiyatrosu’nda Ali Yörük’ün Çatallı Köy adlı oyununda oynadı. Şemsi Belli’nin Anayasso, Muzaffer İzgü’nün Gecekondu, Şahin Tek’in Bıçak Kemiğe Dayandı, Tuncer Cücenoğiu’nun Öğretmen adlı oyunlarında hem oyuncu hem de yönetmen olarak görev aldı.
 Nişan Hançer’in evliliği ne yazık ki fazla uzun sürmedi. Eşi Anais, opera dalında açılan bir sınavı kazanarak Fransa’nın Nice şehrinde eğitim almaya hak kazandı. Büyük tartışmalar sonucunda Anais, oğlunu da yanına alıp kocasını terk ederek Fransa’ya göç etti. O günden sonra Nışan Hançer eşini ve oğlunu bir daha hiç görmedi. Tek başına yaşamaya başladı. İstanbul’da her önüne gelenin tiyatro salonu açtığı, birkaç yıl sonunda da kapatmak zorunda kaldığı 1980’li yıllarda (1984) “Hadi Buyur Tiyatrosu”nda, Kazım Eryüksel’in Hışt Hışt Ne Oluyor Orada? adlı komedisini sahneleyen Nışan Hançer’i bir süre sonra artık hiç kimse aramamaya başladı. Tek başına oldukça kötü şartlarda ve alkole bağımlı bir şekilde yaşamaya başladı. Zamanla sağlığını iyice kaybetti. Damarları tıkanmıştı. Hastaneye yatmak zorunda kaldı. Ekonomik olarak zor günler geçiriyordu. Tedavisi tamamlandı ama hastaneden çıkabilmesi için tedavi parasını ödeyecek gücü yoktu. Bir zamanlar Nışan Hançer’in yanında asistanlık yapmış olan Türker İnanoğlu, onun tüm hastane masraflarını ödeyerek evine dönmesini sağladı. 1997 yılında sağlığı daha da kötüleşti. Her zaman “Ağustos’u atlatırsam mesele yok” dermiş çünkü bütün akrabaları Ağustos ayında ölmüş. 1997’nin Ağustos ayını da atlattı ama Eylül ayının dördüncü günü ecel sonunda onu yakaladı.
 Aramyan Okulu’ndan Yetişenler Derneği’nin sahnesi, Nışan Hançer’in dernek tiyatrosuna yaptığı özverili çalışmalara karşılık onun adını taşımaktadır. Türker İnanoğlu’nun kurucusu olduğu Türvak Sinema Müzesi’nde de Nışan Hançer’in adını taşıyan salonda eski sinema belge ve afişleri sergilenmektedir. Evet dostlar, bugünlük de bu kadar. Her ne kadar sürç-i lisan ettiysem affola!

Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz. 
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz