Türk basınında Rum azınlığa karşı kamuoyu oluşturma çabaları

862 Okunma
 Matbuat alemi halkın haber almasını temin etmek gibi ulvi bir misyona sahip olmakla beraber, zaman zaman siyasi ortamın da etkisiyle gündemi bizzat kendi belirler. Böylesi zamanlarda ülkenin içinde bulunduğu politik dengeleri göz önüne almak, basındaki haberleri ona göre okumak gerekir. 1950’lerde başlayan “Kıbrıs Meselesi” sebebiyle İstanbul Rumları ciddi bir baskı ortamı ile karşılaşmış, sıklıkla beşinci kol faaliyeti yürütmekle suçlanmıştır. Bu süreçte basın, genel itibariyle Demokrat Parti iktidarının yanında saf tutmuştur. Türkiye’deki Rum cemaati açısından bu yıllarda meydana gelen “6 -7 Eylül Olayları” adeta bir dönüm noktasıdır. Yaşanan hadiseler sonrasında tansiyon düşmemiş, Rum cemaati mensupları ya da idarecileri sıklıkla gazete sütunlarında kanunsuz iş yapmakla, imar faaliyetlerini engellemekle, komünistlerle ya da Kıbrıs Rumları ve Yunanistan’la işbirliği içinde olmakla itham edilmişlerdir.
 Artan gerilim üzerine Yunanistan, Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türk azınlıkla İstanbul’da yaşayan Ortodoks Rum azınlığın karşılıklı mübadelesini teklif eder. 1958 yılı, bu gerilimin devam ettiği bir döneme denk düşer. Bu yılın gazete haberlerini incelerken karşıma sıklıkla Rum cemaati mensuplarıyla ilgili olumsuz haberler çıktı. Bu haberler mevcut gerilimin yansıması olarak okunabilir. Aynı şekilde, olan biteni gazeteler vasıtasıyla Rumlara yönelik bir olumsuz kampanya yürütme eylemi olarak da okumak mümkündür. Haberlerde Rum cemaati mensupları gayet cüretkârdır. Bazen “İstanbul 1958’de Konstantinupolis olacak” diye slogan atarlar, bazen Türkiye’nin imajını dışarıda kötü göstermek için uğraşırlar. Gelgelelim çok değil sadece üç yıl önce 6 -7 Eylül Olayları’nı yaşamış bir topluluğun bu denli cüretkâr hareket edeceğine akıl pek ihtimal vermiyor.
MENDERES ZAMANINDA YIKILAN İBADETHANELER
Bu haberlerden bazıları Menderes zamanının imar faaliyetleri eksenindedir. Bilindiği üzere Menderes ve Demokrat Parti iktidarının son dört yılı hummalı bir İstanbul imarına ayrılmış, bunun neticesinde pek çok tarihî eser bilinçsizce ortadan kaldırılmıştır. Söz konusu süreç içinde azınlıkların da bazı kiliseleri yıkılmıştır. Azınlık ibadethaneleri arasında ilk yıkılanı ise Karaköy tarafındaki yol genişletme faaliyetleri sırasında ortadan kaldırılan Rum cemaatine ait Hristos Kilisesi’dir. Bu yapıyı kısa bir süre sonra İstanbul’daki en eski Ermeni Kilisesi olarak bilinen Karaköy Surp Krikor Lusavoriç takip edecektir.
 ...
Makalenin devamını dijital ve basılı dergimizden okuyabilirsiniz. Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz