Zor anlarda çocuğunuzla kalabilmek

66 Okunma
 Çocuk terapistleri sık sık “Zor bir duygu yaşarken çocuğunuzla kalın”, “Onunla duygusunu paylaşın” şeklinde önerilerde bulunurlar. Bu ay sizlerle çocuğunuzun duygusuna nasıl eşlik edebileceğinizi inceleyelim.
 Terapötik bir müdahale olan “Duygu Yansıtma” karşımızdakinin/çocuğun yaşamakta olduğu duyguyu doğru bir şekilde analiz edip kendisine onu anladığınızın geri bildirimini vermektir. Doğum günü partisi için sabırsızlanıp bir an önce pastasını üflemek isteyen çocuğa “Bu durumun seni çok heyecanlandırdığını görüyorum ama biraz daha beklemen gerek, takvim bu tarihi gösterdiğinde pastanı kesebiliriz.” Korona virüsü nedeniyle okula gidememesine üzülüp, derslerini yapmayı reddeden bir çocuğa; derslerini yapmazsa akademik problem yaşayacağını belirtmek yerine cümleye “Şu an okula gidememenin seni ne kadar üzdüğünü görüyorum, arkadaşlarını çok özlediğini biliyorum.” Tabletle oynaması için izin vermediğiniz için kızdığı anda “Derslerini bitirdikten sonra yaz tatilindeki gibi uzun saatler tabletle oynayabileceğini düşünüyordun, sanırım okulun başlamasıyla tablet saatlerinin sınırlanması seni hayal kırıklığına uğrattı, öfkelendirdi” tarzı söylemler duygu yansıtmaya örneklerdir.
 Burada önemli olan nokta duygu yansıtmayı çocuğun hoşa gitmeyen davranışlarından sonra da yapabilmektir. Duygu yansıtma, çocuğun istemediğiniz, yanlış bulduğunuz davranışını desteklemek değildir. Yapılan eylem ne kadar rahatsız edici olursa olsun çocuğun orada yaşadığı duyguyu ayarlamakta zorlandığını hep akılda tutmak gerekir. Bu noktada onun en çok ihtiyaç duyduğu şey ebeveynin şartsız kabulüdür. Örneğin: İstediği oyuncak alınmadı diye ağlamaya başlayan bir çocuk düşünelim. Birinci örnekte anne bu davranışı durdurmak için çocuğuna küsmekte veya ona bir saat odasından çıkmama cezası vermektedir. Çocuğun bu tarz bir cezadan algıladığı mesaj “Benden beklenen hareketi yapmazsam annemle, babamla olan ilişkimden mahrum kalırım” şeklinde olacaktır. Ailenin cezalandırma şekli ona neyi neden yanlış yaptığını anlatmamaktadır.
 İkinci örnekte istediği oyuncak alınmadığı için ağlayan çocuğa annenin sıkıca sarıldığını (eğer çocuk buna izin vermiyorsa elini sırtına koyup onunla aynı boya çömeldiğini) ve “Bu oyuncağı gerçekten çok istediğini biliyorum. Onu şu an alamamamız seni gerçekten çok üzüyor olmalı” şeklinde cümlelerle kendisini yatıştırmasına yardımcı olduğunu düşünelim. Burada anne çocuğunun yaşadığı zor duygu karşısında onunla kalarak, onun yaptığı davranışı desteklemese dahi duygusunu paylaştığını göstermektedir. Bu tarz bir örnekte çocuk sorunun kendisiyle, kendi öz değeriyle ilgili olmadığını, ailesinin her koşulda onun yanında olacağını hissedecektir.
 Eğer çocuğunuzla daha önce defalarca kez aynı şeyi konuşmanıza rağmen o ısrarla sizin istemediğiniz davranışı yapıyorsa, bu ona doğru sınır koyamadığınızı gösterir. Unutulmamalıdır ki çocuğa davranışları için sınır konulabilir, hissettiği duygular için değil. Hepimiz zaman zaman kaygı, korku, hayal kırklığı, üzüntü, kıskançlık gibi duygularla baş etmekte zorlanabiliriz. Örneğin: Öfkesi ile baş etmekte zorlanan bir çocuğa “Şu an bana ne kadar öfkeli olduğunu görebiliyorum” diyerek sarılmak, sonrasında da “Bana vurmak yerine, istersen yastığa vurabilirsin” şeklinde çocuğun öfkesini yansıtabileceği güvenli bir alan tanımlamak çok değerlidir.
 Duygu yansıtma tekniğini yetişkin iletişimlerinizde de denemenizi öneririm. En büyük kriz anlarında dahi önce karşımızdakinin duygusunu yansıtıp sonra düşüncemizi paylaşmak, karşı tarafa anlaşıldığını hissettirdiğinden, tartışmanın şiddetinin düşmesini sağlayacak ve böylelikle daha sağlıklı iletişim kalıpları oluşacaktır.

Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.
Online Dergimizi Satın Almak İçin - Online Dergi
Size En Yakın Bayi İçin  - Bayilerimiz