Usul usul atıştıran yağmur altında, Pangaltı’dan Dolapdere’ye doğru yürürken, çocukluğumun “tekinsiz” semtinin bugün büründüğü yeni çehresi ile ilgili karmaşık gel-gitler üşüştü zihnime. Bir dönemin göç, yoksulluk ve dışlanmışlık bölgesi olarak anılan semti bugün, beş yıldızlı otellerin, galerilerin ve müze alanlarının açılmasıyla, görece kültür sanat ve turizm vitrinine dönüşmesinin iyimser bir bakışla “estetik bir iyileşme” mi yoksa semt sakinlerinin görünmez oluşuyla “mekânın ve hafızanın silinmesi” şeklinde mi okunması gerektiği ikilemi içinde sergi alanına vardım. Haberin devamını basılı veya dijital dergimizden okuyabilirsiniz...
Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.