“Dikkat dikkat! Ana karaya giden son tahliye vapurumuzun kalkmasına 55 dakika vardır. Ada sakinlerinin işaretlenmiş alanlara doğru gitmesi rica olunur.” Distopik bir evrende, tekinsiz bir dünyaya düşmüş gibi hissettiren bu cümleyle başladı, 52 Hertz. Ve bu tehditkar meydan okuma, Danimarkalı yönetmen Lars Von Trier’in “iyi film”i tanımlamak için kullandığı efsane cümledeki “ayakkabının içine kaçan taş gibi olmalı” metaforundaki o münasebetsiz taş gibi, oyunun ilk dakikasından son repliğine kadar bir türlü çıkmadı ayakkabımın içinden. Haberin devamını basılı veya dijital dergimizden okuyabilirsiniz...
Paros Dergisini anlaşmalı bayilerimizden ya da web sitemizden online olarak satın alabilirsiniz.